Çerkes’in Dilemması

BALKAR SELÇUK

Aşırı derecede utangaç bir adam şehirlerarası yolda giderken arabasının tekeri patlamış. Bagajı açmış yedek lastik var ama kriko yok. İleride bir ev görmüş adam. Gitse istese belki de bir kriko alabilecek. Bir denemiş sonra utanmış yarı yoldan geri dönmüş. Sonra ikinci ve üçüncü kez. Adam her defasında utanıp geri dönmüş. Sonunda gece yarısı olmuş adam son bir cesaret varmış evin kapısına, bir süre kapıda bekledikten sonra zili çalmış zar zor. Işık yanmış ev sahibi kapıyı açmış. Bakmış karşısında bizim utangaç adam. Utangaç adam bir süre ev sahibinin yüzüne bakmış, ev sahibi de bizimkine bakmış. Utangaç adam ev sahibinin yüzüne bakmış ve

-Lan senin dee krikonun daa….! diye küfürü basıp geri dönmüş.

***

Ben Türkiye Çerkeslerini hep bu adama benzetirim. Bir sorunları var, bu sorun hem toplumsal hem de tarihi. Yaşadığı soykırım ve sürgün ve ardından gelen asimilasyon. Ama bizim Çerkesler sorunlarını muhataplarıyla çözemeyecek kadar utangaçlar. Dahası ne zaman birisi çıkıp Çerkeslerin sorunlarına eğilecek olsa, hemen içine kapanmayı ve muhatabın krikosundan başlayarak her şeyine saydırmayı tercih ediyorlar.

Tabi bunda sorunlarını anlatmak ve çözüm talep etmek yerine sürekli içinde biriktirmek gibi Çerkeslere has huyların da etkisi büyük.

İşte son demlerde özellikle ÇHİ’nin ÇERKES-FED ve DÇDK’nın ortaya çıkmasıyla Çerkes halkındaki bu davranış şekli bir kez daha ortaya çıkmış durumda.

Önce Çerkes Hakları İnsiyatifi’nin ortaya çıkması ve patlak tekerleklerden birisi olan “asimilasyon” sorununa parmak basması üzerine Çerkesler uzunca bir süre ÇHİ’ye küfrettiler. Sonra Ankara, İstanbul, Kayseri ve nihayet Ahlat Çerkes mitinglerinden sonra içinde bulundukları durumu az da olsa kanıksadılar.

Sonra Suriye Çerkeslerinin yaşadığı trajedi ve bu duruma müdahale edilmesi gerçeği kendisini dayatınca bir zorunluluk olarak Dünya Çerkesleri Dayanışma Komitesi kuruldu. Ve tabii kıyamet koptu. Ne DÇDK’nın BOP eş başkanlığınca finanse edildiği, ne Amerikan işbirlikçisi AKP yandaşlığı kaldı, ne de milyon dolarlık kirli paralara nasıl ulaştıkları. Sonra Suriye Çerkesleri üçer beşer evlere yerleştirilince, Lübnan’dan uçaklarla Suriye Çerkesleri devlet tarafından oluşturulan Konteynır kentlere getirilince yavaş yavaş hakaret ve küfürlerde azaldı. Lübnan’dan Türkiye’ye gelen her uçakla bir kez daha kanıksandı DÇDK.

Benzer tedirginlikler ÇERKES-FED kurulduğunda da yaşandı. Ve hayli insan günlerce ortalıkta küfür kıyamet gezip durdu. Şimdi buna da alıştı Çerkesler.

Ama asıl sıkıntı zannedersem yeni başlıyor.

Çünkü yolda giderken aniden tüm tekerlekleri patlayan utangaç adamı artık her kes fark etti. Son on yıl içerisinde ortaya çıkan, utangaç olmaktan bıkmış bir grup Çerkes kurdukları bir çok insiyatif sayesinde Çerkes Soykırımını, sürgünü ve asimilasyonu gündeme getirmeyi başardılar. Eylemler belli bir olgunluğa ulaştığında ise Türk siyasası konuya müdahil oldu.

Başbakan’ın 21 Mayıs Çerkes Soykırımı anmalarına gönderdiği mesaj ve ardından diğer siyasal partilerin konuya dair açıklamalarını hep birlikte izledik. Ardından televizyon programları ve CHP’nin Kartal’da açtığı Çerkes Sürgün Anıtı. Başbakanlığın Çerkes Sürgünüyle ilgili olarak ortaya koyduğu yazılı metnin dikkate alınması gerekmektedir. Çünkü aynı Başbakan bundan üç yıl önce “Şimdi de Çerkesler başladı!” diyerek Çerkes halkının toplumsal taleplerine rezerv koymuştu. Şimdi gelinen nokta anlamlıdır.

Ama bu konuda en net tavrı BDP aldı ve Çerkes Soykırımını meclise taşıyacaklarını açıkladılar. Dün itibariylede  (22 Mayıs 2013) İstanbul bağımsız milletvekili Sebahat Tuncel imzasıyla Meclise Araştırma Komisyonu kurulması talebiyle başvuru yapılmış durumda. [1]

21 Mayıs Çerkes Soykırmı anmalarının hem medya tarafından geçen senelere oranla daha çok gündeme getirilmiş olması ve hem başbakan ve ana muhalafet BDP’nin konuya dair açıklamaları ve dahası da ana muhalefet BDP ile yavru muhalefet CHP saflarındaki ulusalcı bir Çerkes milletvekili arasında yaşanan tartışmalar ve CHP Kartal belediyesince açılan Çerkes Sürgün Anıtı Türkiye Çerkeslerinin iki günlük süre içerisinde başını döndürmeye yetti de arttı bile.

Çoğu’nun ilk tepkisi :-Krikonuzu da sizi de! Oldu.

CHP’nin ulusalcılığı, AKP’nin dinciliği, BDP’nin bölücülü derken herkese krikoları geri iade edilmeye çalışıldı ancak iş artık o kadar basit değil.

Türkiye Çerkesleri eğer patlamış tekeri tamir edip yola devam etmek istiyorlar ise yani yaşadıkları Soykırımın tanınmasını istiyorlarsa ve sürgünün hesabını sormak niyetindeyseler ve dahası içinde yaşadıkları hızlı asimilasyon sürecini durdurmak istiyorlarsa, artık birilerinden kriko ya da bijon anahtarı almak zorunda olduklarını anlamak zorundalar. Bu utangaçlık, bu içine kapanıklıkla uzun süre daha Çerkes olarak yaşamamız mümkün değil çünkü.

Çerkes’in Dilemması

Türkiye Çerkesleri’nin dilemması da bu işte. Çerkes olarak kalabilmek için Türkler ya da Kürtler gibi davranmak zorundayız. En azından haklarımızı talep ederken öyle olmak zorundayız.

Bunun başka bir yolu da yok sanırım. Yani kendimiz olarak kalmak için kendimiz değilmiş gibi davranmak zorundayız. Böylece kendimiz olarak kalabileceğiz.

Mesela: Kayseri’de nasıl Akil Adamlara genci, yaşlısı, kadını, erkeği Türklüklerini kurtarmak adına saldırıyorlarsa aynı inançla aynı Kayseri’de Çerkes dilleri ve kimliklerine sahip çıkmıyorlarsa Kayseri’de Çerkeslerin asimile olmadan, onurlu bir şekilde yaşama şansları yoktur.

Henüz Kayseri Çerkesleri nasıl olup da 30 yıldır tek bir Çerkes milletvekili çıkaramadıklarının muhasebesini yapmış değiller. Onun için Kayseri’de ÇHİ ile birlikte Çerkes Hakları mitingini yapan Çerkeslerin yakın zamanda milletvekilimi istiyorum diye sokağa çıkması da gerekebilir.

Yoksa Kayseri’deki bu düzen, onları bir 12 yıl daha Çerkes katillerinin avukatı olan Sadık Yakut gibi bir adamın yüzüne bakmak zorunda bırakır. Bu düzen içinize siniyorsa sıkıntı yok tabi.

Görüldüğü gibi Kayseri özelinde Çerkesler Kayserililer (onlar her kimlerse) nasıl davranıyor ve yaşıyorlarsa öyle yaşamadıkları sürece Çerkes olarak kalamayacaklardır.

Ve bu Türkiye geneli içinde böyledir. Eğer son 80 yıldır ezberletilen dogmalarla yüzleşip onları aşamaz isek bu aynasal süreçten elimiz boş çıkacağız. Ülkede tüm denge sadece Türkler ve Kürtler arasındaki ilişkiye saplanıp kalacaktır.

Bu ikili yapıda tarafların kendi paylarına düşen demokrasiyi koruyacak güçleri ve iradeleri olduğu açıktır. Ama eğer Çerkesler şimdi görünür olmazlar ve kendi demokrasilerinin koruyuculuğunu yapmazlar ise, çok değil üç beş yıl sonra geç kalınmış olacaktır.

Türkiye Çerkesleri Çerkes Soykırımını Meclise Taşımalı ve Takipçisi Olmalıdır

Şimdi BDP’ye kızıp küfretmenin böylece egemen Türk dokusuna biz onlar gibi değiliz mesajı vermeye çalışmanın alemi değil. Bu 21 Mayıs Soykırım anmalarında en net ve omurgalı duruş BDP’den gelmiştir.

İsteyen BDP’nin bu çıkışını onların kirli emellerine yorabilir. Biz Çerkes Hakları İnsiyatifi’ndeki arkadaşlar olarak aynı anda hem Gürcistan’ın, hem ABD’nin hem de AKP’nin iş birlikçisi ve taşeronu olduğumuzdan (bir de BOP eş başkanlığınca fonlandığımızdan!) BDP’nin bu çıkışını bir veri olarak alacak ve onlar Çerkes Soykırımını meclise taşıdıkları ve Çerkes sorunuyla ilgilendikleri sürece kendileriyle temasımızı kesmeyeceğiz. Varsın diğer sıfatlarımız yanında bir de PKK’lı Çerkesler ve BDP’nin kuyrukçuları olarak kalsın adımız, önemi yok. Alıştık çünkü bu düşük zeka ürünü yakıştırmalara.

Çerkes Soykırımı ve ardından yaşanan sürgün ve içinde yaşadığımız asimilasyon sürecinin tersine çevrilmesi ve dünya kamuoyuna soykırımın anlatılmasının tek yolu çevremizdeki halklarla ve siyasi yapılarla siyasal anlamda ilişki kurmaktan geçmektedir. Bununda bir bedeli olacağı açıktır.

Şarkıda da dendiği gibi “Hem karnım doysun, hem pastam dursun!” mantığıyla bir yüz yıl daha yaşama şansımız yoktur.

Ancak şunun iyi bilinmesi gerekmektedir:

Biz Çerkesler hiçbir Kürt köyünü yakmadık

Biz Çerkesler Sivasta Alevileri yakmadık

Biz Çerkesler bu ülkede tek bir askeri ya da polisi şehit etmedik

Dolayısıyla da kimse bize eli kanlı katiller, bölücüler, hainler ya da işbirlikçiler ağzıyla konuşamaz. Her kes önce kendi elindeki kana baksın.

İşin doğrusu şudur:

Bir Biz Eksiktik! Şimdi Çerkesler Olarak Biz de Meydana Çıktığımıza Göre İşimize Bakalım!

Artık Türkiye “Çerkesleri bu ülkede yaşıyorlarmış ama bu ülkede yaşanan sorunlarda etkilenmiyorlarmış” gibi rol yaparak yaşamaktan vazgeçmelidirler.

Dolayısıyla eğer yeni dönemde Kürtlere, Aleviler ya da Sünniler, cemaatlere ve Devlete ve de bürokrasiye Çerkesler olarak söyleyecek sözümüz yoksa biz de yokuz demektir.

Atasözünde dediği gibi “Çerkes olmak İnsanlık”sa bu ülkede yaşayan insanlar olarak soykırıma ve sürgüne uğramış bir halk olarak, elimizdeki tek ülkemiz olan Türkiye Cumhuriyeti’nin sorunları ve çözüm süreçlerine müdahil olmak zorundayız.

BUGÜN HEPİMİZ ÇEÇEN’İZ

Daha dün Yalova’da bir mülteciyi ateşli silahla tarayan katiller, bu gün de bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan Medet Ünlü adlı Çeçen’i silahla vurarak öldürmüşlerdir.

Türkiye bir Muz Cumhuriyeti imiş gibi isteyen istediğini öldürebilmektedir. Ankara’nın göbeğinde işlenen bu cinayetin çözülmesi Türkiye Devleti’nin görevidir.

Çerkes Hakları İnsiyatifi ve ÇERKES-FED konunun takipçisi olmalıdır.

Rusya Federasyonu dün Çeçenya’da başladığı katliamları Dağıstan’a ve Çerkesya’ya yaymıştır. Şimdi de aynı savaşı ülkemizde hem de Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan Çeçenlere karşı yürütmektedir.

Ne var ki Putin’in Rusyası ve onun kukla rejimleri ne Kafkasya’da ne de diaspora da Kafkas halklarını Çeçen ve Çerkes halklarını yenemeyecektir.

Rusya ideolojik anlamda tamamen tükendiği Kafkasya’yı silahla ve katliamlarla elinde tutmaya çalışmaktadır.

Bu nedenle de diaspora da bile katliamlarına devam etmekte ve yalnız Çeçenlere değil tüm Kafkas halkları diasporasına gözdağı vermektedir.

Bu gün birlik olma zamanıdır…

Bu gün Çeçen olma zamanıdır…

[1] http://www.caucasusforum.org/tr/bdpden-cerkes-soykirimi-ve-sorunlari-icin-arastirma-komisyon-onergesi/

Post Views: 28

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir