Türkiyelilik Üzerine

KUŞHA FARUK ÖZDEN

İnsanları isimleri ile eleştirmek genellikle başvurmadığım bir yöntem. Eleştirilerimde hatalı olduğumu fark ettiğimde ise özür dilemeyi bilirim.

Hatko Shamis’in Cherkessia.net sitesindeki “Tarih Tekerrür Etmeyecek” başlıklı yazısında işlediği “ ’Dayanışmacıların’ Maykop’a yerleşen Suriyeli Çerkes aileyi İstanbul’a geri getirdiği” olayının detaylarını bilmiyorum. Ancak olayın akışına bakarak tahmin yürütebilirim; 3 aylık geçici oturma süreleri dolmuş ve RF tarafından hudut dışına çıkarılmak gibi bir durumla karşı karşıya kalmışlarsa İstanbul’a gelmişlerdir diyebilirim. Detaylarını bilmediğim bir konuda yorum yapmaya veya varsayımlarda bulunmaya kendimi yetkili görmüyorum.

Ancak Shamis’in, kafama takılan ”Türkiyelileşme” kavramı ile “BDP ile kol kola girme durumu”  hakkındaki tespitlerini biraz açmasını isterdim.

“Türkiyelilik“ ile ilgili naçizane kendi görüşlerimi birkaç satırla sıralamak isterim.

Dünyada, anavatan dahil, Çerkeslerin en yoğun yaşadığı ülke Türkiye’dir. Rakamları net olarak bilememakla birlikte Türkiye’de en az 2-2,5 milyon civarında Çerkes yaşamaktadır diyebiliriz. Bu sayısal gerçekten hareketle -ister kabul edin ister etmeyin- Dünyadaki Çerkeslerle ilgili hareketlerin Türkiye’ den şekilleneceğinin aşikar olduğunu da söyleyebiliriz. Bu şekillenmeyi “Türkiyelileşmek” olarak da algılayabilirsiniz.

Eğer, “sayısal çoğunluk fikri öncülük yapamaz” diyorsanız bunu anlayabilirim; ancak özgürleşen Türkiye Çerkeslerinin, özgürlüklerin kısıtlandığı atalar yurdundan daha önde olacağı gerçeğini göz ardı edemezsiniz.

Kadim yurdundan dağılanların tekrar eski topraklarında toplandıkları tek ülke İsrail’dir.

İsrail Devletinin arkasında ABD’deki Yahudi Lobisi olmasaydı bu kadar güçlü olabilirler miydi?

Avrupa Faşizminin 20. yy’daki uygulamaları olmasaydı acaba kadim topraklara dönüş gerçekleşir, İsrail devleti kurulabilir miydi?

ABD’deki ekonomik yönden güçlü Yahudi Lobisi arkalarında olmasaydı acaba İsrail Devleti yayılarak ve Arap topraklarını işgal ederek ayakta kala bilir miydi?

Benim takıntım “Türkiyelilik” üzerine. Çünkü ben Türkiyeli Çerkesim. Yukarıda da söylediğim gibi, dünyada sayısal olarak en fazla Çerkesin yaşadığı ülkedir Türkiye.

Eğer ki Çerkesya merkezli bir hareketten söz edeceksek, özgür olmayan bir ortamda öncülük ve önderliğin yeşermeyeceğini, yeşerse bile yaşayamayacağını bilmeniz gerekir.

Shamis Kardeşim,

Sizler Avrupa’da değil de Maykop veya Nalçik te yaşıyor olsaydınız RF Merkezi hükümetinin isteği dışında her hangi bir eylem yapabilir miydiniz?

 “Suriyeli Çerkesleri Türkiyelileştirmek” ana fikri etrafında esas savunduğunun “RF’na karşı çıkmama” teması olduğunun farkında mısın? Sanki binlerce Suriyeli Çerkes anavatana dönecek, merkezi Moskova Hükümeti onları çiçeklerle karşılayacak da, birileri onlara engel oluyormuş gibi bir tavır içerisindesin. Diaspora Çerkesleri ile ilgili Duma’nın aldığı karar ve RF merkezi hükümetinin politikalarını yok farz edip Maykop’tan İstanbul’a dönen aile etrafında fırtınalar kopartmaya çalışıyorsun. Fazla detaya girmek istemiyorum, yalnız Çarlık Rusyası’nın uyguladığı Çerkes Soykırım ve Sürgünü için bugün ne düşünüyorsun öğrenmek isterim.

BDP ile kol kola fotoğraf çektirmek tespitin ile ilgili olarakda…

Geçmişte senin de, benim de izlediğimiz sol çizgide ittifaklar çok önemli bir başlık altında toplanırdı. Özellikle Lenin, proletaryanın en yakın müttefikinin köylüler olduğunu söylemişti. Onu geçelim. Türkiye’deki bir hak mücadelesinde seni kabul eden ve sana değer verenler senin müttefikin değilse dahi, ”Sana saygı gösterene sen de saygı göster” Çerkes atasözümüz şiarımız olmalıdır.

“BDP ile kol kola fotoğraf çektirmeleri” saptaması, barış sürecine giren Türkiye’de “kalıcı barış sağlanmış olsa dahi, AKP tarafından yapıldıysa kötüdür” diyen ulusalcılığa göbekten bağlı, kendini “sol” diye göstermek isteyenlerin söylem biçimidir.

Murat Karayılan’ın Hasan Cemal’e verdiği röportajda,”…bütün etnik kimliklerin hakkının verileceği demokratik süreç” ten bahsedilmesine ne dersiniz?

Sayın Shamis,

Size bir de öngörüde bulunayım: Hükümet, 24 Nisan 2015 tarihinden önce de Ermenistan ile uzlaşacak. Tabii ki siz Ermenilere uygulanan mezalimin ihalesi Çerkeslere çıkartılacaktır diyorsunuz. Yalnız atladığınız bir konu var: İstanbul’un İtilaf devletlerince işgalinden sonra Ermeni Tehcirinde suçlu görülenler Malta’ya sürülmüştür ve Ethem sürgün edilenlerin arasında yoktur. Dolayısıyla tehcir piyangosundan kurtulmuştur.

Sözü fazla dolaştırmak istemiyor, kendi adıma konuşuyorum. Atına bindiğimin türküsünü çağırmam. Beğenmediğiniz arkadaşlar da güzel şeyler yapıyorlar. Fiili bir yardımımız olmuyorsa da yapılan güzel şeyleri görmemezlikten gelmekte ısrarcıysanız diyeceğim o ki:

EL İNSAF!

Post Views: 15

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir