Pinokyoların Burnu Uzarken

KENAN KAPLAN

   Türkiye’deki Çerkes diasporasına yıllarca Polyannacılık oynatan beyazlaşmış “Kültürel Çerkesler” Çerkes halkını kapalı mekanlara  hapsedip, çatı örgütlenmesi dedikleri sözde kurumlarla denetleyerek asimilasyon sürecinin sessiz sedasız tamamlanması için yoğun bir çaba gösterdiler. Onlar Çerkes halkına sürekli, “mutluluğu kendi içinizde arayın, mutlu olmak için dilinize, kültürünüze, etnik kimliğinize ihtiyacınız yok; kendinizi Türk kimliği ile ifade edin; Çerkesliğiniz aklınıza gelirse derneklere gelin haluj yiyin, kafe, şeşen hatta okey ve kağıt oyunları oynayın,sakın ola dernek binaları dışında kendinizi Çerkes kimliği ile ifade etmeyin, sonra başınıza iş gelir, hain ilan edilir, mutsuz olursunuz” dediler. Derneklere adım atan Çerkeslerin bir kısmını  Polyannalar haline getirmeyi başardılar.

    Polyannalar ve onların çatı örgütlerinin yöneticileri durumdan son derece memnundular. Mutluluğu kendi içinde arayan bu kültürel Çerkes Polyannacıkları, Türkiye’deki ulusalcı partiler, askeri vesayet düzeninin sivil, asker temsilcileri ve Rusya çok seviyordu. Çünkü; onlar ne Türkiye cumhuriyetinden dillerini, kültürlerini, kimliklerini talep ediyorlardı; ne de Rusya Federasyonu’ndan Çerkes soykırımının tanınmasını, tazminat ödenmesini, dispora Çerkeslerine kayıtsız şartsız Çerkesya vatandaşlığı hakkı verilmesini, Çerkesler’e kaderlerini tayin hakkı tanınmasını istiyorlardı. Onların tek isteği cumhuriyetin kazanımlarına(!)  ve ulus devlet ideolojisine sahip çıkmaktı.

       Ancak beyazlaşmış “Kültürel Çerkes Polyannacıkların” ve onların çatı yöneticilerinin hiç beklemedikleri bir anda Çerkes Hakları İnisiyatifi ortaya çıkarak bu Polyannacılık oyununu bozuyor, Çerkes halkının tüm paremetrelerini değiştiriyordu. ÇHİ diyordu ki; Çerkes Halkı diasporada  diliyle, kültürüyle, kimliğiyle tüm anayasal haklara sahip olarak yaşamalı; anavatan Çerkesya’da ise Çerkesya’yı Çerkes vatanı haline getirmek için atılması gereken adımlar acilen atılmalıydı. ÇHİ’ye göre Çerkeslerin mutlu olabilmesinin olmazsa olmaz şartı dillerine, kültürlerine etnik kimliklerine ve anavatanları Çerkesya’ya sahip olarak yaşayabilmeleriydi
Çok geçmeden Polyannacıkların kontrolü dışında hayata geçen mitingler, çalıştaylar, 21 eylemleri, Çerkes Kadınları Teavün Cemiyeti, Dünya Çerkesleri Dayanışma Komitesi ve son olarak Putin’i protesto eylemi Çerkes Halkını hayal âleminden gerçeklerin dünyasına döndürdü. Tüm bu mücadele süreci meyvelerini vermeye başladı. Rusya Federasyonu da Polyannacılığın artık tutmadığını, güvendiği çatılara karlar yağdığını görerek “kontrol alanı dışında” kalan ÇHİ’ye toplantı teklif etmek durumunda kaldı.

 Bu arada TC, sürecin etkisiyle Çerkesleri de anadili eğitimi sürecine dahil edivermişti.
Artık Polyannalar da uyanmaya  başlamışlar, aslında hiç de mutlu olmadıklarının, kandırıldıklarının farkına vararak Özgür Çerkes olmaya başlamışlardı.

Sözde çatılar çatırdamaya başlayınca çatı yöneticileri bu sefer de Pinokyo rolüne soyunarak konuşmaya başladılar. Burunları uzadıkça uzadı, öyle ki Çerkes halkı artık onları burunlarından tanıyor.
Yok efendim Dünya Çerkesleri Dayanışma Komitesi çatıya bağlı Polyannaları telefonla arıyormuş, yok efendim Dünya Çerkesleri Dayanışma Komitesi Suriye’den getirdiği soydaşlarımıza sahip çıkmıyormuş… Burunlarının uzaması pahasına konuşmaya devam ediyorlar.
Dünya Çerkesleri Dayanışma Komitesi ise Pinokyolara aldırmadan yoluna devam ediyor. Kuruluşunun üzerinde bir ay bile geçmeden 150 soydaşımızı kardeş aile projesiyle yerleştirmiş, tüm ihtiyaçlarını karşılamış ve büyük bir özveriyle çalışmalarını sürdürmeye devam ediyor.
“Mızrak çuvala sığmıyor” diye bir deyim var; fakat hiçbir şeyin örtemediği “Pinokyoların burunları” için ne denir buna da halkımızın karar vermesi Vacip oldu.
VOREPSOV ADİĞAĞER

Post Views: 11

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir