KENAN KAPLAN
Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan günümüze kadar izlediği Rusya politikasını gözden geçirecek olursak açıkça görürüz ki, izlenen politikalarda tarihsel yaşanmışlıklardan kaynaklanan fobiler belirleyici olmuştur.
Türkiye’nin fobileriyle şekillenen Rusya politikaları ise, bugün gelinen noktada, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan yaklaşık 6 milyon Çerkes’i aşırı derecede rahatsız eden uygulamalar zincirine dönüşmüştür.
Çerkesler’in rahatsızlıklarını artık en etkin şekilde devlete, devletin kurumlarına, hükümete, siyasi partilere ve Türkiye kamuoyuna yansıtmaları zorunlu hale gelmiştir.
Peki, Çerkesler devletin hangi uygulamalarından rahatsızlar?
– Hem “ulus-devlet ideolojisinin” gereği olarak, hem de “Rusya Türkiye’de kimlik bilincine sahip bir diaspora istemediği için” Çerkesler’in asimilasyona tabi tutulmaları ve anadili eğitimi, Çerkesce radyo- televizyon ve etnik kimliklerinin tanınması… gibi demokratik taleplerinin karşılanmamasından,
– Gürcistan bile Çerkes soykırım ve sürgününü parlamentosunda kabul edip Anaklia şehrinde soykırım anıtı dikerken, 6 milyon vatandaşı Çerkes olan Türkiye’nin hiç bir duyarlılık göstermemesi, hiç bir adım atmamasından,
– Üzerinden 12 yıl geçmesine rağmen Çeçen mültecilere Rusların baskısı nedeniyle mülteci statüsü sağlanamaması ve insanlık dışı şartlarda yaşamalarına göz yumulmasından,
– Çeçen mülteciler içindeki Çeçen Milli Mücadele önderlerinin Rus ajanları tarafından öldürülmelerine göz yumulması ve faillerin ortaya çıkarılmamasından…
Evet, Türkiye’nin fobilerinin yönlendirdiği politikalar Rusları öylesine cesaretlendirdi ki, şimdi de Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan Çerkesler Rus ajanlar tarafından hiçbir çekince duymadan açıktan açığa tehdit edilmeye başlandı. Bunun son örneği 21 Mayısta Rusların yaptığı Çerkes soykırım ve sürgününü Beyoğlu’nda Rus Konsolosluğu önünde protesto edilmesini örgütleyenlerden Kafkasya Forumu’ndan Çerkes aktivist Kuban Kural’ın Rus ajanlar tarafından takip edilerek ölümle tehdit edilmesi.
Meydan öylesine boş bırakıldı ki Rus ajanlar kendi topraklarındaki kadar rahat ortalıkta cirit atıyor.
***
Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a, Çerkesler olarak sesleniyor ve diyoruz ki;
Sayın Başbakan,
Dünyanın bütün mağdur ve mazlum halklarıyla ilgileniyor, onların sorunlarını dünyanın gündemine taşımaya çalışıyorsunuz. Peki 6 milyonu ülkenizin vatandaşı olan soykırım ve sürgün mağduru Çerkes Halkına ne zaman sahip çıkacak, onların taleplerini ne zaman karşılayacaksınız?
Onların can güvenlikleri sizin için ne zaman önemli hale gelecek?
Ajandanızda Filistinliler, Somalililer, Suriyeliler, Kürtler, Romanlar, Aleviler yer alırken, niçin Çerkesler’e yer yok?
Yoksa Çerkeslerle ilgili duygularınız Rusya fobinize mi kurban oluyor?
Sayın Başbakan,
Biz Çerkesler’in asli nüfus unsuru, yani 6 milyonluk bir kitle Türkiye’de yaşıyor. Anavatanımızda ise azınlık durumundayız. Anavatanın geleceği Türkiye Çerkesleri’nin kimliklerini korumalarına bağlı. Biz burada dilimizi, kültürümüzü, etnik kimliğimizi kaybedecek olursak, anavatanımız Kuzey Kafkasya da Rus toprağı haline gelecek.
Buna gönlünüz razı olacak mı?
Kuzey Kafkasya’nın Ruslaşması Türkiye’nin lehine mi?
Sayın Başbakan,
Türkiye Çerkes meselesinde Çerkesler’den yana taraf olmak zorundadır. 6 milyon Çerkes vatandaşından yana taraf olamayan bir Türkiye’nin bağımsızlığından söz edilemez.
Çerkes halkı artık Çerkes sorununun dünya kamuoyunun gündemine taşınması ve haklarının talep edilmesi mücadelesinde Türkiye Cumhuriyeti devletini ve hükümetini yanında görmek istiyor.
Konuşurken, Türküyle, Kürdüyle, Lazıyla, Gürcüsüyle, Çerkesiyle kardeşiz deniliyorsa ve bu söylem samimi ise, gün artık Çerkes kardeşlerinize sahip çıkma ve onların hakları için mücadele etme günüdür.
Şu kesinlikle bilinmelidir ki; bundan sonra Ruslar tarafından değil öldürülmek, bir tek Çerkes’in dahi burnu kanayacak olursa, Çerkes halkı bundan devleti ve yükümlülüklerini yerine getirmeyen hükümeti sorumlu tutacaktır.
Çerkesler artık kuru kuruya kardeşlik nutukları dinlemek istemiyor, icraat bekliyor.
Çerkes Halkı Rusya’ya karşı fobilerine teslim olmuş devlet ve hükümet politikalarına son verilmesini, halkının taleplerinin gereğini yerine getiren bağımsız ve etkin politikaların hayata geçirilmesini bekliyor. Bu aynı zamanda büyük ve bağımsız bir devlet olmanın gereğidir. Korkunun ise ecele faydası yoktur.
Çerkesler bugün olduğu gibi, bundan sonra da dillerini, kültürlerini, etnik kimliklerini koruyarak, güçlü ve ileri demokrasiye sahip bir Türkiye için mücadele etmeye devam edeceklerdir.
Sayın Başbakan “Kürtçe ve Arapça seçmeli ders olacak” diye bir açıklama yapmışlardı. Çerkes Halkı olarak her halde Çerkesçe’yi unuttu diye düşünüyor ve kendisinden Çerkesçe’nin de seçmeli ders olacağına dair kamuoyuna bir açıklama yapmasını bekliyoruz.
Bu arada yine Başbakanımızın unuttuğu Çerkesce tv ve radyo talebimizi de hatırlatıyor ve soruyoruz: Mademki hepimiz kardeşiz, Kürt ve Arap kardeşlerinize var da, Çerkes kardeşlerinize niye yok?
Vorepsov Adığager!
Post Views: 22
