EROL KILIÇ KUTELYA
Emperyal güçler dün de, bugün de halkların kardeşliğinden, halkların birlik ve beraberliğinden korkarlar. Dünya barışına en büyük engel de bu emperyal güçlerdir… Onlar özgürlük, demokrasi ve insan haklarını öne sürerek barışı katlederler.
***
Merkantilist ekonomi modeli çoktan bitti diyenler global ekonominin uygulamalarına baksınlar…
Global ekonomik modelin hedef kitlesi pazardır. Pazara arz edilecek mal ve hizmetlerin ham maddesi ve yardımcı maddesi nereden, nasıl temin ediliyor ona bir bakarsak, orada merkantilist ekonomik modelin yöntemlerinin olduğunu göreceğiz.
Emperyal ülkelerin amacı, barış, özgürlük, demokrasi ve insan hakları değil; toprak kazanma, ticari yollara, enerji sahalarına sahip olma, pazarlara hükmetmektir.
Irak, Afganistan, Ortadoğu ve Kafkasya’daki sürtüşmelerin, savaşların kökeni de budur.
Global ekonomi modeli, sermaye birikimi olmayan, teknolojisi olmayan, mesleki formasyonu olmayan, markası olmayan halklar için işsizliktir, aşsızlıktır, sömürüdür.
Dün, ordularla yapılan pazara sahip olma mücadelesinde bugün ordular ikinci plana atılmış, propaganda, politika, sermaye transferi ilk plana çıkmıştır. Pazarlar için kıyasıya, acımasızca bir mücadele vardır.
Bu pazar mücadelesinde halklar ne tarafta yer almalı?
O kadar çok argüman ortaya konuluyor ki, bunların içinde etnik köken, dinsel-mezhepsel v.b. ayrımcılıklar da var.
Tercih edeceksin ama neyi tercih edeceksin?
Kötünün iyisini mi?
İşte Suriye. Bu ülkede yaşıyan insanlar neyi nasıl tercih edecekler? Tarafsız kalırsan iki ateş arasında kalırsın ve iki düşman sahibi olursun. Tarafsız kalmayıp bir yeri tercih edersen bir düşman sahibi olursun. Suriye’de yaşayan ADİGE-ABHAZ kardeşlerimiz işte bugün bu ikilem içinde.
Emperyal ülkeler seni tercihe zorluyor, sen de tercih etmek zorunda kalıyorsun. Tercih etmesen her iki taraf için de güvenilir olmayan ülke veya halk oluyorsun.
***
Emperyal ülkeler pazar bulma, pazarı elde tutma rekabeti ile birbirleriyle zaman zaman rakip, zaman zaman da dost oluyorlar.
Gürcüstan dün Rus Çarlığına kapılarını açarak Ruslara Kafkasya için davetiye çıkartmıştı. Bugün ise Rusları Kafkasya’da istemiyor.
Abhazya sınırında Anaklia’da Çerkes soykırım anıtı açarak “Çerkeslere soykırımı Ruslar yaptı, ben masumum. Çerkeslere, Abhazlara, Megrellere ben bir şey yapmadım” diyor.
Sonra Amerika’ya kapılarını açarak Amerika’yı Kafkasya’ya davet ediyor. Abhazya’da hiçbir şey yapmamış, hiç bir şey olmamış gibi bir role bürünerek Abhazlar’dan şikayetçi oluyor.
Bugün Rus sermayesi, Rus askeri birlikleri Abhazya’da ise bunun müsebbibi Gürcüstan’ın satranç oyununu nasıl oynanacağını bilmeyen yöneticileridir.
Kolhida’nın otohtan halkı Abhaz,Megrel-Laz halkı dün emperyal ülkelerin pazar mücadelesinde çok zararlara uğradı. İran – Bizans, İber(Kartli) – Bizans, Arap – Bizans, Osmanlı – Rus sürtüşmesi bu halklara çok şey kaybettirdi.
Rusya – Gürcüstan sürtüşmesi de sadece Kartvel halkına değil, Abhaz ve Megrel halklarına da çok şey kaybettirir. Bu bilinçle Rusya ve Gürcüstan arasında iyi bir politik yaklaşım bölgeye ve bölge halklarına çok şey kazandırır.
***
Kafkasya savaşlardan terörlerden bıktı yoruldu.
Kafkasyalı dinlenmek istiyor.
Dinlenebilmek içinde barış ve kardeşlik gerekiyor.
Halkın kardeşliği gerekiyor.
Halkın kardeşliğinden korkanlar ise terör estiriyor.
Aynı tarihi, aynı coğrafyayı, aynı kaderi paylaşan Abhaz, Megrel – Laz halkı, Abhazya’nın Samurzakan bölgesinde Gal şehrinde yapılan provokasyonlardan da, terörlerden de bıktı.
Amacınıza ulaşamayacaksınız!
Çünkü Abhaz ve Megrel-Laz halkı kardeşlikten daha öte kardeşlerdir. 300 Abhaz ve Megrel ailesi aynı soydan geliyor, aynı sülalenin insanı, aynı soyadını taşıyorlar. Bu üç yüz soyadının toplam nüfusu ne olur biliyor musunuz?
Sakın hesaplamayın, hesaplarsanız halkların kardeşliğinden daha da korkarsınız.
Post Views: 22
