Hazır Pınarbaşı Demişken!

BALKAR SELÇUK

     Devlet bu ilçeye bir de kaymakam atasa bari! Çünkü Pınarbaşı’nın tam bir yıldır Kaymakamı bile yok. Gerçi Pınarbaşı alışkındır yokluklara, fakirliklere, sefilliklere…

     PKK’nın gezici bombacıları ilçemizde havaya uçmasa böyle bir ilçenin var olduğundan devletin bile haberi yok aslında.

  1. Sadık Yakut, ilçenize bir kaymakam görevlendirin artık, memleketinize bir innelik de olsa faydanız olmuş olur. Son üç dönemdir meclistesiniz en azından Pınarbaşı’na bugüne kadar bir faydanız dokunmamış olsa da ilçenize bir kaymakam göndermeniz devlet olmanızın gereğidir sanırım.
  2. Sadık Yakut, Pınarbaşılılar bir kaymakam hak ediyordur her halde. Sizin ilçeniz Hakkari’nin en geri kalmış ilçesinden daha beter bir durumda.

    Bir de başını İlçenizin Çerkeslerinin çektiği bir grup geçtiğimiz 29 Nisan’da Kayseri’de Çerkesçe Ana Dili Eğitimi ve Çerkesçe TRT yayını için miting yaptı haberiniz olsun.

     Kayseri Mitingi Neden Gerekliydi?

  Çünkü Kayseri sadece hep ve sürekli seçimleri kazanan belediye başkanlarının hobi bahçesi, hep ve sürekli iyi para kazanan namazında niyazında Müslüman kapitalist birkaç fabrika patronunun insan kaynakları merkezi değildir. Bu şehirde kaybedenler, zengin olmayanlar ve ana dilleri hızla yok olan Çerkesler de var. Kayseri aslında Çerkes dilinin ve kültürünün en hızlı yok olduğu şehirdir. Ve işte tam da bu nedenle Kayseri’de Çerkes Hakları İnisiyatifiyle birlikte ana dil içerikli bir miting yapılmıştır.

      Bu Miting Bize ne Öğretti?

       Çok şey öğretti.

   Çerkes derneklerinin zamanın ve gündemin ne kadar gerisinde kaldıklarını,

       İş başa düştüğünde köprüden önceki son çıkışta tornistan edenlerin ne kadar çok olduğunu,

      İş başa düştüğünde çoluğu ve çocuğuyla yaşlısı ve genciyle kadınıyla ve kızıyla ne kadar çok isimsiz insanın ben de varım diyebildiğini,

       Miting alanının çamur olmadığını ve daha birçok şeyi öğrendik.

      Balıkçı’ya Dair

     Balıkçı ismi aslında şu Kürt sorunu üzerine konuşan davudi sesli kişiye aittir. Ona bu ismi galiba Taraf gazetesi yazarı Yıldıray Oğur vermişti. Ama bizim bugün üzerine yazacağımız balıkçı öyle entelektüel konularda yüzen birisi değil. Bizim balıkçımız Uzunyayla’nın başına bela olan bir Balıkçı. Bizim Balıkçı önce ufak bir balık çiftliği açmış, sonra çiftliği büyütmüş. Şimdi Zamantı ırmağının geçtiği her Uzunyayla köyüne hastalık saçıyor bu çiftliğin atıkları. İnsanları para vererek satın almış, köylerin ikiye bölünmesine, yüzlerce yıldır akraba olan ailelerin küsmesine neden olmuş bu Balıkçı. Ben kendi gözlerimle gördüm Uzunyayla’daki köylerde insanlar o kadar ayrışmış ki, bazı köylerde birbirlerinin cenazelerini bile kaldırmıyorlar artık. İnsanlar elleri tetikte geziyor. Hepsi bir balık çiftliği yüzünden. Beyzademiz parasına para katarken senin Uzunyaylalılar da birbirine küsmek ve kızmakla meşgul. Şimdilik birkaç muhtar ve birkaç aile bu Balıkçıyla mücadele ediyor. Bu Kayseri’deki Çerkes dernekleri bu federasyonlar ne işe yararlar?

    Neden toplumun bu kangren olan sorunlarına dikkat çekmiyorlar? Neden küsleri barıştırıp, demokratik tepkilerini göstermiyorlar? Yarın bir gün bu Balıkçı yüzünden yaşanacak tatsızlıklar ve kavgalar daha da karmaşık bir hale gelmeden bu sorun ele alınmalıdır.

    Bin Kocalı Babil Fahişesinin Çocukları

    Ana vatandaki her türlü sivil hareketi bastıran, biraz dini hassasiyeti olan Çerkes gençlerini terörize eden, Çerkesya’da işgal politikalarına aralıksız devam edenler şimdi de Türkiye’deki Çerkes halkına musallat olmuşlar. Kafkasya Formu’nun aktivisti Kuban Kural’a yapılan taciz ve tehditleri nefretle izliyoruz. Doğrusu şu ki, Tanrı, bize yapılan soykırımın intikamını alacak gücü bize vermedi henüz. Yüzyıllardır sürgünde tutunma mücadelesi veriyoruz.

    Kuban Kural’a yapılan saldırılar Tiflis’te bir tepede şehri izleyen Said Nursi ile Sovyet subayının konuşmalarını aklıma getirdi.

   Hikayeye göre Said Nursi Tiflis’te bir tepede şehri izlerken bir Sovyet subayı ona yaklaşmış burada ne yaptığını sormuş. Said Nursi,

     –    “Burada açacağım okulun planını yapıyorum.” diye cevap vermiş.

Sovyet subayı bu cevaba gülmüş ve Said Nursi’yle dalga geçmiş. Said Nursi ozaman Sovyet subayına şu tarihi cevabı vermiş:

–  “Alemi İslamın çocukları şimdi her birisi mezun olup diplomalarını geri almak üzere farklı okullarda okumaya gittiler. Fas’tan, Tunus ve Cezayir’e Fransız mektebinde okuyorlar; Mısır İngiliz mektebinde talim görüyor… Ama bir gün gelecek, diplomalarını alacak ve İslam bayrağı altında birleşecekler.”

    Said Nursi’nin bu cevabı benim aklıma hep Çerkes diasporasını getirmiştir. Bir gün Türkiye’de yaşayan, Suriye’de yaşayan, Mısır’da İsrail’de yaşayan sürgündeki Çerkes halkı diplomalarını alıp anavatanlarına geri dönecek, kendi davalarına sahip çıkacaklar diye düşünüyorum. İşte Suriye’dekiler geri dönmeye başladı. İşte Türkiye Çerkesleri, Çerkeslere yapılan soykırımı dünyaya haykırmaya başladı bile.

   Bu çağda bu medeniyetler çağında, insanlık Kafkas Medeniyeti’nin soykırımlar ve sürgünlerle yok edildiğini öğrenecek. Ve diasporadaki Çerkes halkı diplomasını alıp, Soykırım davasına sahip çıkan Çerkes gençlerinin yanında olacaktır.

Post Views: 13

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir