MUSTAFA SAADET
ÇHİ tarafından 29.4.2012 tarihinde yapılan Kayseri Mitingi’ne katılamadım.
Ancak, miting hakkında yazılan yazılara etüd ettiğimde 2 önemli hususundeğerlendirilmesi gerektiğini düşündüm.
1- Setenay Guaşe ve Müslihe Hanım
Setenay Guaşe’nın kim olduğu ve niye guaşe ünvanına layık görüldüğü hakkında açıklama yapmaya gerek yoktur. Çünkü, bütün Çerkes Halkı tarafından tanınmakta olup, guaşe ünvanının verilme sebepleri bilinmektedir. Çerkes halkı Setenay Guaşe’yi hiçbir zaman unutmamış ve ismini bugüne kadar yaşatmıştır. Nitekimbir çok kızımız da halen bu ismi taşımaktadır.
Asaleti simgeleyen pşı , work gibi üstünlük belirten ünvanlar, Çerkes ırkı içinyararlı bir iş yapan, köyünü veya beldesini belalardan kurtaran veya harplerde cesaret örneği gösteren erkeklere verilen ünvanlardır.
Kadınlarımız için verilen üstün hizmet ünvanı ise “Guaşe” liktir.
Yararlı hizmetin veya kahramanlıkların ne zaman veya nerede yapılacağı öncedenbilinemez. Bunu zaman ve şartlar belirler.
Müslihe Hanım, 80’lik yaşına rağmen Kayseri Mitingine aktif olarak katılmak suretiyle önderlik yapmakla kalmamış, sorulan sorulara verdiği bilgece cevap ile hepimize örnek olmuştur. Bu tutumu ve veciz ifadesi ile “Guaşe”lik ünvanını ziyadesiyle hak etmiştir. Bu davranışı ile bizim gurur kaynağımız olmuştur.
Ona övgüler yağdırmayı ve takdir etmeyi, bir anlık methiye şeklinden çıkarıp ebedileştirmek de bizlere düşmektedir.
Çerkes Halkı’nın gerektiğinde ve her zaman yeni Setenay Guaşe’leri yaratabileceğinin bir örneği olan bu ablamızın, ihdas edilecek “Setenay Guaşe” ödülü ile ödüllendirilmesini (maddi ödül de verilebilir) yürekten arzu etmekteyim. Bu ödülün Amazon’ların nesli olan ve liyakat gösterecek bayanlarımıza yeri geldikçe verilmesinin bir vefa borcumuz olduğuna inanıyorum
2- Yollar Yavaş Yavaş Tek Kulvara İniyor
Derneklerimizin açıldığı 1950’li yıllardan itibaren, sayıları hızla artmış, zaman zaman kapatılmalarına rağmen sayılarında bir azalma olmamıştır. Derneklerimizde görev alan değerli büyüklerimiz ,zaman ve imkanları nispetinde çok önemli işler yapmışlardır. Bunları inkar etmek mümkün değildir. Derneklerin faaliyetleri ağırlıklı olarak, folklor, söyleşi, tanışma… vs konularında yoğunlaştırılmıştır. Esasen mevcut olan hukuk düzeni de bunun dışında bir faaliyete müsaade etmemiştir. Bütün faaliyetler derneklerin 4 duvarı arasında kalmış sesimizi kimse duymamıştır.
21. yüzyıldan itibaran gerek dünyadaki gelişmeler, demokratikleşme, iletişim kolaylıkları gibi imkanların da tesiri ile bilhassa yayın hayatında hızlı bir gelişme yaşanmış ve güçümsenmeyecek sayıda eserler neşredilmiş fikirler geliştirilmiştir. Ne var ki, kendimizi bulunduğumuz ülkede tanıtamadık ve tamamen unutulma sürecini yaşamaya başladık.
Son 6 aydır dernek lokallerinden taşan sesimiz, yavaş yavaş sokaklara taşmış ilim ve fikir çevrelerine ulaşmış, değişik kitleler bir Çerkes Milletinin yaşadığını, istekleri olduğunu, dillerinin ve kültürlerinin yok olmak üzere olduğunu öğrenmişler ve bu konuda pozitif veya negatif fikirler ortaya çıkmaya başlamıştır. Kısaca Türkiye Çerkes Halkının varlığını telafuz eder olmuştur.
Ancak bu yeterli değildir. Bir çok ülkede sürgün hayatı yaşayan halkımızın, mağduriyetlerinin, çektiği acıların, isteklerinin bütün Dünya’ya duyurulmasının ve izah edilmesinin zamanı gelmiştir.
Bu cümleden olarak, halkının taleplerini savunan, tekrar diline ve kültürüne kavuşmasını isteyen bütün kuruluşlarımızın bir arada hareket etmesinin ve birbirlerinin eksikliklerini tamamlamasının önemi ortadadır. Son aylarda yapılan çekişmelerin yol ayrılıklarının yavaş yavaş aynı kulvarda birleşme temayülü gösterdiği iyimserliğini taşımaktayım. Zira aklın yolu tekdir.
Derneklerimizin de folklor ağırlıklı faaliyetlerini azaltarak, bilhassa dilimizi zenginleştirme ve geliştirmede gayret göstermeleri gerekmektedir. Bu düşüncemin 2 önemli kaynağı vardır.
Birincisi, Lejenxase’ye katılan Abdurrahman Dilipak “Neden Eurovizyon’a bir Çerkesce şarkı gitmesin” diye bir soru sordu, cevaplandıramadık. Yirmibin Musevi’nin yaşadığı Türkiye’de Musevi asıllı bir genç , Eurovizyon’da Türkiye’yi temsil ediyor. Bu çok kıvanç verici bir olaydır. 5 milyon Çerkes’in yaşadığı Türkiye’de neden bir hemşerimiz müzik veya diğer bir kültür alanında uluslararası seviyede temayüz etmiyor?
Bunu bize başkaları soruyor.
Tejğogupşıs (Beraber düşünelim).
Post Views: 6
