KUŞHA FARUK ÖZDEN
Bizim köyün çayırlarının ortasından bir dere akar. Suyunun azlığından olsa gerek çevresinde pek yaban kuşu bile bulunmaz. Nadiren oradan bir yaban ördeğinin havalandığını görürdük.
İlk defa turnaları Karakuyu üzeri Karahalka’dan dönerken görmüş ve hayretle bağırmıştım çocuk aklımla,
– “Aaa, buradaki leylekler siyah!”.
Zannedersem amcam yanıtlamıştı,
– ”Onlar leylek değil turna”. Tabii ki Çerkesçe cevaplamıştı amcam (Axer kırus / Onlar turna).
Gözüme önce pek de güzel görünmemişti turnalar. Fakat seyrettikçe beni kendilerine çektiler. Kağnı arabasıyla geliyorduk, dakikalarca izleme imkanım olmuştu. Önceleri gözüme pek güzel gözükmeyen turnaların sonradan büyüsüne kapılmıştım nedense. Oturduğum yerde boynumu turnalar gibi uzatıyor, onları taklit etmeye çalışıyordum kendimce.
Birkaç sene sonra aynı yoldan traktörle geçerken bizimle beraber Karahalka’ya ot çekmeye gelen komşu çocukları da aynı hataya düşerek,
– “Siyah leyleğe bak” diye bağırınca biraz da efelenerek “onlar leylek değil kıru”, yani turna demiştim.
Karahalka çayırlarında hala o turnalar var mı bilmiyorum. Ama şimdinin çocuklarının artık Çerkesçeyi bilmediklerini iyi biliyorum.
***
Bugün 24 Nisan.
Bu topraklarda kıyıma uğrayan bir halkın felaketinin yıl dönümü. Çerkeslerden 50 yıl sonra yerlerinden sökülüp, asırlardır yaşadıkları topraklardan atılmaları ve mallarının yağmalanmasının yıl dönümü.
“Birbirimizi dinlediğimiz, acılarımızı paylaştığımız, başka acıların yaşanmaması için çabaladığımız, ötekileştirmeden farklı olabildiğimiz, farklılığımızla bir kalabildiğimiz bir hayat.”
Müteveffa Hrant Dink’ten yaptığım bu alıntı ile bir taraftan 24 Nisan’ı lanetliyor; öte yandan 21 Mayıs 1864’teki Çarlık Rusya’sının katliama uğrattığı ve kalanları da sürdüğü bizim felaketimizi dünyaya haykırıyorum.
Canı yananın halinden, canı yanan anlar. İttihatçı teamül Türkiye insanlarının beyinlerinde öyle bir perde oluşturmaktadır ki, Ermeni adını duyunca hemen yok farz etme moduna geçiliyor. Acı çeken bütün insanlar acılarını haykırırlarsa zannederim zalimler de biraz olsun insafa gelir.
Şimdiye kadar yok farz edilen Kürtler artık realiteleri ile kabul görüyorlar.
Sıra artık yok edilenlerin varlığının kabulüne geldi.
Bir tarafta zorla kan ve gözyaşı ile yok edilen Ermeniler, öte yanda arada bir sopa gösterilse de “sen bizdensin”, “sen başka değilsin” uyutmaları ile asimile edilen Çerkesler ve Anadolu’nun diğer Müslüman halkları, Araplar, Lazlar ve diğerleri.
***
Haydi Uzunyaylam ayağa kalk!
Nihayet beklenen gün geldi çattı.
Şimdi görev Uzunyayla’da…
Haydi Uzunyaylam, Türkiye Çerkeslerinin Ankara ve İstanbul’da elden ele dolaştırdığı bayrağı devral ve daha da yükseğe kaldır şimdi.
Çocuklarının Çerkesçeyi unutmamaları için,
Bilmeyenlerin öğrenebilmeleri için,
Yok olmamak, gelecekte de varım demek için,
Sesini Ankara’dakilere duyurabilmek için,
29 Nisan’da Kayseri Fuar önünde buluşalım,
Kolkola girelim ve hep birlikte haklarımızı haykıralım.
Gün bugündür çünkü.
Haydi Uzunyaylam ayağa kalk!
Post Views: 3
