ÇHİ, Çerkes Halkının Diriliş Hareketidir

KENAN KAPLAN

Çerkes Hakları İnisiyatifi kendisini yok sayan ya da yok etmeye çalışanlara karşı var olma ve varlığını sürdürme iradesini güçlü bir şekilde ortaya koymayı amaçlayan Çerkes Halkının bağrından çıkardığı bir diriliş hareketidir.

Bundan sonra hiçbir güç Çerkesleri dernek binalarına hapsederek asimile edemeyecektir.

Statükoyla bütünleşerek efendilerine “her şey kontrolümüz altında”, “Çerkeslerin hiçbir talepleri yok”, “Varlığımızı Türk varlığına armağan ediyoruz” mesajı verenlerin Çerkes halkı üzerindeki hegomonyası artık sona ermiştir.

Çerkes halkı bundan sonraki süreçte dilini, kültürünü, etnik kimliğini yaşatacağı ve varlığını geleceğe taşıyabileceği hakları elde edinceye kadar demokratik yöntemlerle mücadele etmeye devam edecektir.

Halkının varlık mücadelesi için meydanlara çıkmaya yürekleri yetmeyenlerin artık Çerkes halkı adına söz söyleme ya da temsiliyet dönemi sona ermiştir. Çerkes Halkı kaderine el koyarak insiyatifi ele almıştır. Bu insiyatifin adı Çerkes Hakları İnisiyatifi’dir.

İşte bu nedenledir ki, içimizdeki bazı işbirlikçiler üstlendikleri misyon gereği ÇHİ’yi engellemek için ellerinden gelen her türlü ayak oyunlarını, entrikaları utanmadan sahneleyerek vuneut karakterlerinin gereğini yerine getiriyorlar.

Diyorlar ki, “Kim bu ÇHİ kurucuları?” sanki bilmiyorlarmış, sanki tanımıyorlarmış gibi. Gene de cevap verelim ÇHİ Yürütme Kurulu üyeleri Kenan Kaplan, Erol Karayel, Murat Özden ve Adnan Cankılıç, Çerkes Halkının özbeöz Çerkes evlatlarıdır.

Diyorlar ki, “Arkalarında kim var?”, akılları sıra halkımızda kuşku uyandıracaklar. Cevap veriyoruz, arkamızda mitinglerimize katılan ve Çerkes kalma iradesini gür bir sesle Türk ve dünya kamuoyuna haykıran halkımız var.

Diyorlar ki, “Bu değirmenin suyu nereden geliyor?”, öyle ya herkesi kendileri gibi sanıyorlar. Cebinde akrep olanlar, hayat boyu ellerini cebine sokmamışlar elbette bunu bilemezler. Merak etmeyin bu değirmenin suyu sizin beslendiğiniz fonlardan gelmiyor. Nereden mi geliyor? Çerkes Hakları İnisiyatifinin Türkiye genelinde organize olmuş olan İSTİŞARE KURULU’muzun fedakar üyelerinin bağışlarından. Yapılan tüm bağışlar ve harcamalar kuruşu kuruşuna kayıt altındadır. İstişare kurulumuz da konuyla ilgili gerekli açıklamayı yapacaktır.

Diyorlar ki, “Bunlar nasıl oluyor da yazılı ve görsel medyada böylesine yer alabiliyorlar?”. Söyleyelim; beyler, medyada sizin gibi vuneut ruhlu olmayan Çerkes kardeşlerimiz var. Onlar ÇHİ’ye ve söylemlerine inandıkları için, meslektaşlarının dikkatini Çerkes meselesine çekmek için kariyerlerini riske etmek pahasına her türlü samimi desteği veriyorlar.

Diyorlar ki, “Biz aylarca kapılarında dolaşıp randevu alamazken nasıl oluyor da bunlar hem siyaset kurumları, hem de hükümet nezdinde hüsnü kabul görüyorlar?”. Böyle bir soruyu özgüveni eksik, ezik ruhlu şahsiyetler sorar ancak. Devlet kapısında Vuneut – efendi ilişkisinin ruh halinden çıkamayanlarla, kendini eşitlerden biri görerek özgüvenle kapıları zorlayanlar arasındaki farktır bu. Kendinizi inkar ederek değil, eşitlerden biri olarak kendi kimliğinizle de hak ettiğiniz saygıyı görebileceğinizin ispatıdır bu aynı zamanda.

Diyorlar ki, “Siz kurum değilsiniz temsil yetkiniz yok!”. Soralım o zaman, dünyanın neresinde bir halkın “varlık mücadelesi” ve “siyasal taleplerinin mücadelesi” kültür dernekleriyle verilmiş.

Diyorlar ki, “ÇHİ kurumları hedef alıyor!”. Soruyorum, kurumları Çerkes Halkının var olma iradesinin önüne set çekmek için kullananlara; ÇHİ’nin

anadili eğitimi, Çerkesce radyo- televizyon, Çerkes Kültür Merkezleri, soyadlarımızın ve köy adlarımızın iadesi, çocuklarımıza Çerkes tarihinin de öğretilmesi, tarih kitaplarından Çerkesleri aşağılayan ibarelerin çıkarılması, Çerkes Ethem Bey’in itibarının iade edilmesi gibi bazı talepleri dillendrmesi sizi rahatsız etmiyorsa, neden ÇHİ’yi bu taleplerin mücadelesini verdiği için kurumlara karşı mücadele etmekle suçluyorsunuz.

Diyorlar ki, “Niçin televizyonlara çıkıp tüm Çerkesleri temsil ediyoruz diyorsunuz?”. Yanılıyorsunuz, öyle demiyoruz. Üstüne basa basa “biz kimlik talebi olan Çerkesleri temsil ediyoruz” diyoruz. Üzülmeyin hiç bir yerde ya da televizyon kanalında vuneutları ve beyaz Çerkesleri temsil ettiğimizi söylemedik.

Diyorlar ki, “Arkalarında kim var?”. Bilinsin ki arkamızda vuneutler ve beyaz Çerkesler yok. Arkamızda yiğit Çerkes halkı var.

Diyorlar ki, “Böylesine farklı dünya görüşüne sahip insanlar nasıl bir araya geldi?”. Bir araya geldi çünkü, Çerkes halkı artık ideolojilerin, izmlerin ve inanç gruplarının kendilerini asimile etmek için nasıl bir işlev gördüklerinin farkına vardı.

ÇHİ’nin bundan sonra tek muhatabı Çerkes Halkıdır.

ÇHİ’nin bundan sonra Nasıl yapılanacağına ve izlenecek yol haritasına halkımız karar verecektir.

Önümüzdeki süreçte illerde il istişare kurulu toplantıları yapılacak, ardından da Türkiye istişare kurulları genel kurulu yapılarak alınan kararlar deklare edilip  hayata geçirilecektir.

ÇHİ Anayasa yapım sürecini en verimli şekilde değerlendirmek, Çerkes halkını ve taleplerini görünür kılmak için var gücüyle çalışmaktadır/çalışacaktır. Önümüzdeki en önemli gündem maddesi ise Kayseri Mitingidir. 29 Nisan Kayseri mitingi Çerkeslerin yeniden var olma ve diriliş tarihinde bir milat olcaktır. Çerkes halkı 29 Nisan’da önüne konulan tüm engelleri ve tabuları yıkarak var olma iradesini Türkiye’ye ve tüm dünyaya ilan edecektir.

ÇHİ 21 Mayıs’ ta düzenlenecek etkinliklere de tüm gücüyle destek verecektir. Ancak, talebimiz şudur; bu etkinlikler Beşiktaş sahilinde geçmişe ağlaşma formatından çıkarılmalı, Rus konsolosluğu önünde ve Taksim’de soykırımın hesabını soran, Beşiktaş’ta şehitlerimizin anısına saygı duruşunda bulunulan bir formata dönüştürülmelidir.

Bazıları ÇHİ’den gerçekten rahatsız oluyor. Olmaya da devam edecekler. Diyorlar ki; “Yahu biz yıllardır -kimliğimizi dejenere edip folklorik bir öge haline getirerek- toplumda bir statü kazandık, şimdi siz kimlik siyaseti falan diyerek konumumuzu tehdit altına sokuyor, huzurumuzu kaçırıyorsunuz”. Kusura bakmayın Çerkes Halkı sizin rahatınız için kendini feda etmeyecek, günü geldiğinde yaptıklarınızın hesabını da tek tek soracaktır.

Tüm halkların kendi dilleri, kendi kültürleri, kendi kimlikleriyle eşit vatandaşlar olarak yaşadıkları geleceğin aydınlık Türkiye’sini kurmak için; Dilimiz için, kültürümüz için, kimliğimiz için;

Çerkes olarak kalmak için;

Yenide diriliş için, 29 Nisanda Kayseri’deyiz.

Tüm Çerkesler ve Çerkes dostları Türkiye’nin ve dünyanın neresinde olursanız olun, siz de o gün Kayseri’de olun.

VOREPSOV ADİĞAĞER!

Post Views: 5

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir