KUŞHA FARUK ÖZDEN
Çocukluğumun Uzunyaylası’nda, Karahalka hariç, Kayseri’ye bağlı bütün Çerkes köylerinde okul vardı. Bir tek Karahalka’da yoktu ki, ya unutulmuştu veya adı pek Çerkes Köyünü çağrıştırmadığı için bilerek es geçmişlerdi. Bizim esas köyümüz Karahalka’dır. Sonradan Kırkpınar’a göçtük. Karahalka’da okul açılması ise 1960 sonrasını bulmuştur.
1950 öncesi Uzunyayla’nın köylerinden toplanan çocuklar Pazarören Köy Enstitüsü’nde düzenin muhafızı olmak üzere devşirilirlerdi. Devşirilen Köy Enstitülüler, öğretmen olarak Çerkes Köylerine atandıklarında öğrencilerin Çerkesçe konuşmamaları için terör estirirlerdi. Görevlendirdikleri öğrencilere geceleri evleri dinletirler, Çerkesçe konuşanlara sıra dayağı uygularlardı.
Civar Türk köylerinde okul yokken 1950 öncesi Çerkes Köylerine okul açılması, Köy Enstitülerinde devşirilen Çerkes çocukları aracılığı ile Türk dilini etkin kılma uygulamaları, yani ulus-devlet inşa programı gereği yapılan bütün bunlar sanki asimile için yapılmamıştı.
Ermeni Tehciri, Rum Mübadelesi ve Dersim’den bahsetmiyorum.
Sayın Bakan Fatma Şahin, “Biz tarih boyunca asimilasyon uygulamamış bir milletiz” diyor.
Sayın Bakan ya asimilasyonun ne olduğunu bilmiyor, ya da son bir asırdır yapılan uygulamaları vaka-i adiyeden sayıyor.
T.C. Anayasasına “vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk’tür” tanımı her halde Türk olmayan vatandaşların aşağılık kompleksine kapılmamaları için ihdas edildi.
30’lu yıllarda Belediyeler Kanunu’na dayanarak Türkçe konuşmayanlardan para cezası alınması, yine herhalde belediyelere maddi kaynak bulmak içindi.
Nüfusun büyük çoğunluğu Türkçe konuşmayan Müslümanlardan oluşmuştu. Türkçe bilmeyen Müslüman nüfusun çokluğu İsmet İnönü tarafından da kabul edilmişti ki, Lozan Antlaşmasının 39. Md. 4. fırkasında “Türkçe bilmeyen Müslümanların mahkemelerde kendi dillerini kullanabileceği” zikredilmişti.
Bizim çocukluğumuz ve ilk gençlik yıllarımızda nüfus sayımlarında anadili sorusu vardı. 1970 sonrası, kendisi de Çerkes asıllı olduğu söylenen Devlet Bakanı Mustafa Kemal Erkovan tarafından kaldırıldı. Erkovan’ın Çerkes asıllı olduğu doğru ise tam da devşirmelere yakışır bir davranış diyeceğim.
Türkiye’de resmi tarihe göre Çerkes=Hain, Ermeni=Katil, Rum=Kahpe, Kürt=Bölücü.
Peki geriye ne kaldı?
Tarih boyunca asimilasyon uygulamayan milletin tepesindekiler, ulus-devleti inşa için Çerkesleri istedikleri formata getirdiler.
Ermenileri önce sürdüler ve katlettiler, kalan çok azının da başını alıp gitmesini sağladılar.
Rumlardan mübadele ile kurtuldular.
Yahudileri baskılarla kaçırdılar ve Kürtlerle on yıllardır süren silahlı çatışmaya girdiler.
Sayın Fatma Şahin, sahi bütün bunlar asimilasyon için değilse ne için?
Post Views: 5
