Çerkesler, Kürtler ve Türkler -II-

BALKAR SELÇUK

III. Meşrutiyet Dönemine Girerken Türkiye Çerkesleri ve Ekoller Savaşı

1908 II. Meşrutiyet dönemini ve bu dönemde oluşan görece özgürlük ortamını Osmanlı Çerkesleri iyi değerlendirmişlerdi ve İstanbul merkezli Çerkes Teavün Cemiyeti çatısı altında yarı siyasi-yarı askeri ve yarı sivil bir cemiyet kurmuşlardı. Cemiyet’in manifestosu ise Ğauze adlı gazetede yayınlanmıştı ve Osmanlı mülkünde Çerkesler’in yaşadığı her yeri (Suriye-Ürdün-Mısır dahil) ve Kafkasya’yı meşru eylem bölgesi olarak kabul etmişti. Bu yönüyle bugünkü Türkiye Çerkesleri’nce kurulan Kafkas Dernekleri Federasyonu’ndan daha geniş bir coğrafyaya hitap etmekteydi. Çerkes Teavün Cemiyeti aslında Türk tarih yazıcılığının adından hiç söz etmediği ilginç bir cemiyettir. Yani şu meşhur “Zararlı” ve “Faydalı” cemiyetler listesinde adı geçmez ve inkılap tarihi kitaplarında anılmaz. Oysa İngilizler bu cemiyetin bir çok üyesini kendileri için zararlı görmüş olacaklar ki Malta dahil bir çok bölgeye sürgüne yollamışlardır. Bu Cemiyet Balkan Savaşları’nda ve I. Dünya Savaşı’nda etkin rol almıştır. Kafkas Orduları’nda görev alan binlerce Çerkes askerine karşılık ordu yönetiminde de Met Çünatıko Yusuf İzzet ve İsmail Berkok gibi birçok Teavün Cemiyeti üyesi Paşa görev almıştır v.b.
Cemiyet Kafkasya’dan Anadolu’ya, Golan’dan Mısır’a kadar birçok bölgede ya okullar açmış, ya da faaliyetler tertiplemiş, Çerkesçe alfabeler ve kitaplar bastırmıştır. Yine 1908 Mebusan Meclisi seçimlerinde Cemiyet’in yayın organı olan Ğuaze adlı gazetenin müdürü Yusuf Suat Neguç milletvekili adayı olmuştur.
Şimdi aradan geçen 100 yıldan sonra Türkiye Cumhuriyeti çağında yeni bir anayasa yapım süreci yaşanmaktadır. Hali hazırda Kürt Ulusalcıları (ve doğal olarak Kürt halkının büyük bir kesimi) bu anayasa yapım sürecinde kendilerinin kurucu ulus olarak anılmaları gerektiğini belirtmektedirler. Bu konuda ısrarcılar… Türkiye Çerkesleri konuyu gündemlerine yeni yeni almışlardır. KAFFED yeni dönemde yeni yönetimiyle bu konuya müdahil olmak istediğinin sinyallerini vermiştir ve zaten bu konu Türkiye Çerkesleri’ni Türkiye’de yaşayan Kürtler ve Türkler kadar ilgilendirmektedir.
Çünkü eğer kurucu ulus olmak için Milli Mücadeleye katılmış olmak ve “kan dökmüş” olmak gerekiyorsa, ne Kürtler ne de Türkler, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu esnasında Çerkesler’den daha çok “kan dökmüş” değillerdir. Ancak şimdi Kürt ulusalcıları söz konusu anayasayı Devlet erkiyle birlikte yapmayı hedeflemekte ve önümüzdeki yüzyılın paylaşımını Kürtler ve Türkler arasında yapmayı düşünmektedir.
Eğer bu anayasada ille de kurucu uluslara atıf yapılacaksa, şimdi anayasayı oluşturmak için en çok sahneyi tutan Kürt Ulusalcıları ve Türk Devleti’nin hükümeti, Çerkesleri, neden yeni anayasada kurucu ulus olamayacakları konusunda aydınlatmaları gerekmektedir!
Acaba Kürtler ve Türkler bu ülkenin kuruluşunda Çerkeslerin katılmadığı ve bizim adını bilmediğimiz başka bir cephede de mi savaştılar?
Yoksa Milli Mücadele’de yan yana savaşan Kürtler ve Türkler adına şimdi birileri birbirleriyle savaştığı için mi kurucu ulus olma hakkı sadece Kürt ve Türklerin tartışabildiği ama biz Çerkesler’i hiç ilgilendirmeyen bir konu oluyor?

Resmi tarih yazmasa da ;
– Eğer Türkiye Çerkesleri Balkan Savaşlarına katılmamışsa;
– Eğer Türkiye Çerkesleri I.Dünya Savaşı’na katılmamışsa, ve nihayet;
Eğer Türkiye Çerkesleri Milli Mücadele’ye katılmamışlarsa, adı geçen bu savaşlar hiç yaşanmamış ve olmamış demektir.
Yok eğer bu savaşlar olmuş ise ne Kürtler, ne de Türkler bu savaşlara Çerkesler’den daha çok katılmış ve savaşmış değillerdir.
Dolayısıyla, bu bir anayasal tartışma konusu ise ve söz konusu Anayasa Türkiye Cumhuriyetinin şu III. Meşrutiyetle oluşturacağı anayasa ise konu sadece Kürt ve Türk siyasilerini ve toplumlarını değil, Çerkes halkını da ilgilendirmektedir…

Post Views: 37

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir