
Kabardey-Balkar Cumhuriyeti’nde yaklaşık 100 kişinin terörizm ve aşırılıkçılıkla bağlantılı suçlamalarla soruşturma ve kovuşturmaya maruz bırakıldığı, bu dosyalarda benzer yöntemlerin kullanıldığı ve delillerin sahte biçimde oluşturulduğu iddia edildi.
İddialar, Kabardey-Balkar Bölgesel İnsan Hakları Merkezinin internet sitesinde 29 Eylül 2026 tarihinde yayımlanan bir başvuruda yer aldı. Başvuru, kendilerini Kabardey-Balkar Cumhuriyeti sakinleri olarak tanımlayan çok sayıda kişi tarafından Rusya Federasyonu Devlet Başkanı, Soruşturma Komitesi Başkanı, Başsavcı, Federal Güvenlik Servisi (FSB) Başkanı, Yüksek Mahkeme Başkanı, İçişleri Bakanı, federal ve bölgesel insan hakları ombudsmanları ile çeşitli insan hakları kuruluşları ve basın kuruluşlarına gönderilmiş.
Metinde, başvurucular son dönemde cumhuriyette “terörizm yönelimli” ceza davalarının arttığını ve bazı kişilerin özellikle dini aidiyetleri dikkate alınarak seçildiğini ileri sürüyor.
YORUM
Terörle mücadele mi, hukukla mücadele mi?
Kabardey-Balkar’dan gelen bu başvuru haberi, içerdiği iddiaların ağırlığı nedeniyle görmezden gelinecek türden değil.
Yaklaşık yüz ceza dosyasında benzer telefonların ve Telegram yazışmalarının delil olarak kullanıldığı, dijital verilerin yeterince incelenmediği ve bazı kişilerin baskı altında ifade vermeye zorlandığı iddiaları, yalnızca tek tek davaların değil, yargı mekanizmasının güvenilirliğinin sorgulanmasını gerektiren ciddi bir sorun olduğunu apaçık şekilde ortaya koyuyor.
Terörle mücadele devletin meşru ve zorunlu görevlerinden biridir, amenna. Fakat belli düşünce yapısına sahip insanların hedef alınarak düzmece deliller üretilip terörle bağlantılı göstererek enterne edilmeye çalışılması alçaklığın zirvesidir. Üstelik delillerin hiç bir tahkiki de yapılamamaktadır. Delil standardını bu kadar düşürmek delillere ne kadar itibar edildiğini değil, ülkenin nasıl bir tiran ve şürekasının pençesinde olduğunu gösterir. Bir telefonun bulunması veya bir mesajlaşma kaydının dosyaya konulması, o verinin kime ait olduğu, ne zaman ve hangi şartlarda oluşturulduğu ve gerçekten kim tarafından kullanıldığı araştırılmadan tek başına gerçeğin delili sayılıyor ki bunun hukukla değil, kötü niyetli ve kararlı bir tasfiye operasyonuyla ancak ilgisi olabilir.
Halbuki hukuk devletinde güvenlik ile özgürlük arasındaki denge, sloganlarla değil, delil ve adil yargılama güvenceleriyle korunur.
Hukuk ise yüzyıllardır Moskova’ya uğramış değil, maalesef ki yakın zamanda Kremlin’in taş duvarlarını aşabileceğe de benzemiyor.
ÖZGÜR ÇERKES
“Telefonlar aramalarda bırakılıyor” iddiası
Başvuruda, Kabardey-Balkar’daki aşırılıkçılık ve terörle mücadele birimleri ile FSB görevlilerinin bazı kişileri hedef aldığı ve teknik araçlar kullanılarak delillerin oluşturulduğu öne sürülüyor.
Başvurucuların iddiasına göre, aramalar sırasında kişilerin evlerine üzerinde Telegram uygulaması bulunan cep telefonları bırakılıyor ve bu cihazlarda, kişilerin “İmaret Kafkas” adlı “terör örgütüne” katılma amacıyla iletişim kurduklarını gösterdiği ileri sürülen yazışmalar bulunuyor.
Metinde ayrıca gözaltına alınan bazı kişilerin itiraf niteliğinde ifade vermeye veya başka kişileri suçlayacak beyanlarda bulunmaya zorlandığı, bazı dosyalarda gizli tanıkların kullanıldığı ve bu tanıkların ifadelerinin birbirine büyük ölçüde benzediği iddia ediliyor.
Başvuruda, son dönemdeki vakalardan birinde bir cami imamının intihara sürüklendiği ve intiharından önce geride olayla ilgili açıklamalar içeren bir not bıraktığı ileri sürülüyor. Bir başka olayda ise geçmişte terörle mücadele etmiş emekli bir İçişleri Bakanlığı çalışanı hakkında “uydurma” bir dava oluşturulduğu iddia ediliyor.
“Son iki yılda yaklaşık 100 benzer dosya”
Başvurunun en dikkat çekici iddialarından biri, son iki yılda yaklaşık 100 benzer nitelikte ceza davasının bulunduğu yönünde.
Başvurucular, bu dosyalarda temel delilin birbirine benzeyen, “boş” ve “kullanılmamış” görünümlü cep telefonları ile bu telefonlarda bulunan benzer Telegram grup yazışmaları olduğunu savunuyor. Söz konusu kişilerin önemli bir bölümünün birbirini dahi tanımadığı ileri sürülüyor.
Başvuruda, gözaltına alınan kişilerin ve ailelerinin telefonların polis veya güvenlik görevlileri tarafından arama sırasında olay yerine bırakıldığını söyledikleri belirtiliyor.
Başvurucular ayrıca soruşturmalarda telefonların kökeninin araştırılmadığını, cihazlar üzerinde dijital inceleme yapılmadığını ve cihazların kullanım geçmişi ile dijital verilerin zaman bilgilerini ortaya çıkarabilecek bilirkişi incelemelerinin gerçekleştirilmediğini ileri sürüyor. Telegram yazışmalarının gerçek yazarlarının kim olduğunun da araştırılmadığı iddia ediliyor.
Bağımsız komisyon talebi
Başvuruda, suçlanan kişilerin ve yakınlarının yeni davalar açılacağı veya durumlarının ağırlaştırılacağı yönünde tehdit edildiği ve bunun kişileri kendileri ya da başkaları aleyhine ifade vermeye zorlamak amacıyla kullanıldığı öne sürülüyor.
Başvurucular, bütün dosyalarda benzer bir senaryo bulunduğunu; telefon ve Telegram yazışmalarının dışında başka objektif deliller bulunmadığını savunuyor.
Metinde ayrıca suçlamaların büyük ölçüde “teşebbüs” ve “hazırlık” aşamasındaki eylemlere dayandırıldığı belirtiliyor. Başvurucular, birbirleriyle bağlantısı olmayan gruplardaki 100’den fazla kişinin benzer yöntemlerle aynı terör örgütüne katılmaya hazırlandığının ileri sürüldüğünü, ancak bu kişilerin herhangi bir fiili terör eylemi gerçekleştirmediğini iddia ediyor.
Başvurunun sonunda Rus makamlarından, belirtilen ceza davalarının tamamının incelenmesi amacıyla bağımsız bir komisyon oluşturulması ve kapsamlı bir denetim yapılması talep ediliyor.
Başvurunun altında çok sayıda kişinin adı bulunuyor.
Web sitesinde yer alan başvurunun tam metni şöyle:
******
– 29 Eylül 2026
– 29.06.2026 tarihli ve 020 sayılı gelen evrak
Rusya Federasyonu Devlet Başkanı’na,
Rusya Soruşturma Komitesi Başkanı’na,
Rusya Başsavcısı’na,
Rusya Federal Güvenlik Servisi (FSB) Başkanı’na,
Rusya Federasyonu Yüksek Mahkemesi Başkanı’na,
Rusya İçişleri Bakanı’na,
Rusya Federasyonu İnsan Hakları Komiseri’ne,
Kabardey-Balkar Cumhuriyeti İnsan Hakları Komiseri’ne,
Kabardey-Balkar Cumhuriyeti İnsan Hakları Merkezi Başkanı’na,
Kabardey-Balkar Cumhuriyeti’ndeki Rusya Siyasi Baskı Mağdurları Derneği Başkanı’na,
“Yabloko” partisinin Kabardey-Balkar Cumhuriyeti bölge teşkilatı yöneticisine,
medya kuruluşlarının ve insan hakları örgütlerinin temsilcilerine
BAŞVURU
Biz, Kabardey-Balkar Cumhuriyeti sakinleri olarak, Cumhuriyet’te terörizm yönelimli ceza davalarının oluşturulmasıyla ilgili vakaların son dönemde artması nedeniyle size başvuruyoruz.
Aşırılıkçılık ve terörle mücadele merkezinin operasyon görevlileri, Kabardey-Balkar’daki FSB görevlileriyle birlikte, çoğunlukla dini aidiyetleri temelinde belirli kişileri seçmekte ve teknik araçları kullanarak delilleri tahrif etmekte, ceza davaları oluşturmakta ve yapay sonuçlar ortaya koymaktadır.
Özellikle, aramalar sırasında seçilen kişilerin tamamının yanına, “Telegram” uygulaması yüklü cep telefonları bırakılmaktadır. Bu telefonlarda, kişilerin “İmaret Kafkas” adlı terör örgütüne katılma niyetiyle gruplar halinde iletişim kurduklarına ilişkin sözde veriler tahrif edilmiş biçimde bulunmaktadır.*
İnsanlar götürülmekte ve kendilerini suçlayan veya başkalarını suçlayan itiraflarda bulunmayı kabul etmeleri amacıyla işkenceye maruz bırakılmaktadır. Bazıları bunu kabul etmekte, ancak daha sonra davanın nasıl oluşturulduğuna ilişkin gerçeği anlatmaktadır.
Her dava için bir veya iki gizli tanık kullanılmaktadır. Bu tanıklar hakkında güvenlik tedbirleri yalnızca önceden hazırlanmış açıkça yalan ifadelerin verilmesini kolaylaştırmak amacıyla uygulanmaktadır. Bu yalancı tanıkların bütün davalardaki ifadeleri birbirinin aynıdır, somut ayrıntılardan yoksundur ve açıkça suçlama makamları tarafından hazırlanmıştır.
Ve bu tür davaların sayısı giderek artmaktadır.
Son vakalardan birinde bir cami imamı intihara sürüklenmiştir; ancak imam bundan önce, bu kararının nedenlerini açıkladığı bir intihar notu bırakmıştır.
Bir diğer olayda ise geçmişte teröristlerle mücadele etmiş olan emekli bir İçişleri Bakanlığı çalışanı hakkında sahte bir dava oluşturulmuştur. Bunun sonucunda teröristler tarafından kendisine yönelik bir suikast girişiminde bulunulmuştur.
Belirtmek gerekir ki, 2024 yılı öncesindeki son 3-5 yıl boyunca Cumhuriyetimiz, aşırılıkçılık ve terörizm yönelimli suçların bulunmaması açısından en iyi dönemlerini yaşamıştır.
Halk, 2010-2018 olaylarından sonra rahat bir nefes almıştır. Sıradan insanlar, güvenlik görevlileri ve devlet memurları gibi camileri özgürce ziyaret etmektedir. Kolluk kuvvetleri ve yerel yönetim çalışanlarının yüzde 70-80’i İslam dinine mensuptur ve birçoğu camileri ziyaret etmektedir.
Yukarıda belirtildiği gibi, 2024 yılı öncesindeki söz konusu dönemde Kabardey-Balkar Cumhuriyeti’nde aşırılıkçılık ve terörizm yönelimli tek bir suç dahi meydana gelmemiştir. Bunun en küçük bir işareti bile yoktu. Cumhuriyet barış ve uyum içinde yaşamaktaydı; burada bütün dinler herhangi bir çatışma olmaksızın barış içinde bir arada bulunuyor ve yaşanıyordu.
Ancak çeşitli medya kuruluşlarında, devlet kanalları da dahil olmak üzere, hepimiz aralarında Vladimir Jirinovski’nin de bulunduğu üst düzey yetkililerin 2027 yılında Kafkasya’da yeni bir savaşın patlak vereceğini defalarca söylediklerini gözlemledik.
Eğer Kabardey-Balkar topraklarında yaşanan bütün bu hukuksuzluklar bunun için bir ön koşul değilse, bunu başka nasıl açıklayabiliriz?
Son iki yılda, niteliği tamamen birbirinin aynı olan yaklaşık 100 suç vakası bulunmaktadır. Bu davalarda temel delil, birbirine neredeyse tamamen benzeyen telefonlardır. Bu telefonlar tamamen boş ve “canlı olmayan” cihazlardır; üzerlerinde “Telegram” uygulaması kuruludur ve çoğunlukla birbirlerini dahi tanımayan kişiler arasındaki grup yazışmaları birbirinin aynısıdır.
Gözaltına alınanların tamamı ve aile üyeleri, bu telefonların kolluk görevlileri arama yapmak üzere geldiklerinde söz konusu görevliler tarafından bırakıldığını söylemektedir.
Buna rağmen, ceza davalarının soruşturulması sırasında gözaltına alınan kişilerin ifadeleri kontrol edilmemektedir.
Telefonların kaynağı belirlenmemekte, cihazların dijital izlerinin kontrol edilmesi ve incelenmesi amacıyla bilirkişi incelemeleri yapılmamaktadır. Buna cihazın kullanım geçmişi, dijital nesnelerin zaman özellikleri ve telefonun kime ait olduğunu ve fiilen kim tarafından kullanıldığını belirlemeye imkân sağlayabilecek diğer hususlar da dahildir.
Aynı şekilde, suçlamanın temelini oluşturan yazışmaların kime ait olduğu da araştırılmamaktadır.
Sanıklar, durumlarının ağırlaştırılacağı ve hatta kendi akrabaları hakkında yeni ceza davalarının oluşturulacağı yönünde tehdit edilmektedir. Böylece kendilerini ve başkalarını suçlayacak ifadeler vermeye zorlanmaya ve insanların gerçeği açıklamasının önüne geçilmeye çalışılmaktadır.
Buna benzer şekilde insanların davaya dahil edildiği vakalar zaten bulunmaktadır.
Bu şekilde gözaltına alınarak farklı ceza davaları kapsamında cezai sorumluluğa tabi tutulan kişilerin sayısı şimdiden yaklaşık yüz kişidir.
Her yerde aynı senaryo vardır: telefon ve “Telegram” mesajlaşma uygulamasında bir sohbet.
Bunların dışında objektif delil bulunmamaktadır.
Cumhuriyetimizdeki insanların da diğer yerlerdeki insanlar gibi savaş ve terör istemediğinden eminiz.
Ancak bazı yetkililer ve yöneticiler, rütbe ve makam elde etmek ve faaliyetlerinin istatistiksel göstergelerini yükseltmek amacıyla bu şekilde sonuçlar elde etmekte; yok edilen aileleri, Kabardey-Balkar topraklarındaki siyasi durumu ve halkın ruh halini düşünmemektedir.
Şaşırtıcı olan, bütün suçlamanın teşebbüs ve hazırlık üzerine kurulmasıdır.
Birbirlerini tanımayan ayrı gruplar halinde bulunan yüzden fazla kişi, aynı yöntemle, kısa mesajlar aracılığıyla, kime olduğu anlaşılmayan bir yere yemin etmiş ve aynı terör örgütüne katılmıştır.
Bununla birlikte, bütün sanıklar yalnızca buna hazırlanmış ve bunu düşünmüşlerdir; ancak tek bir suç bile işlememişlerdir.
Bu kişiler, bu sahte davalara inandırıcılık kazandırmaya dahi çalışmamaktadır. Çünkü cezasız kalacaklarına ve mahkemelerin onların suç teşkil eden eylemlerini meşrulaştırarak bu davalarda mahkûmiyet kararları vereceğine güvenmektedirler. Nitekim benzer davalarda genel olarak böyle olmaktadır.
Ancak biz, hukukun ve adaletin üstün geleceğine ve bu hukuksuzluğun sona ermesi gerektiğine inanıyor ve umut ediyoruz.
Yukarıda belirtilenler doğrultusunda, hukuka uygunluğun ve adaletin yeniden tesis edilmesi amacıyla, bağımsız bir komisyon oluşturmanızı ve ekte belirtilen bütün ceza davalarının kapsamlı biçimde incelenmesini talep ediyoruz.
İmzalar:
Şagerbayeva A.V., Şagerbayeva İ.P., Tembotova R.M., Şagerbayeva M.H., Şagerbayeva F.N., Şagerbayev V.M., Şagerbayeva F.T., Tutova F.N., Tutov H.A., Haptseva L.P., Habachirova O.A., Dışekova R.K., Dışekov Y.L., Kiševa R.M., Haptsev Z.S., Kaufova A.H., Prosvırina Ya.U., Prosvırin A.F., Biçekulova R.M., Tugulova M.S., Mahmudova G.S., Yesenkulova L.H., Kuşhova M.Ç., Bersekova M.A., Bersekova İ.P., Azikov L.G., Etuyev Y.J., Etuyeva M.R., Ortanova Z.R., Etuyeva M.G., Dzuyeva A.A., Tkhakahova N.B., Tkhakahova İ.M., Tkhakahov H.H., Tkhakahova D.R., Şibzuhova M.A., Elberdova L.A., Mudranova A.A., Mudranova A.V., Mudranova A.A., Mudranov İ.A., Mudranov A.A., Mudranova M.A., Şibzuhova R.V., Şibzuhov S.T., Şibzuhova D.Yu., Elberdova K.A., Gekhova İ.B., Haçipakov M.H., Haçipakova F.H., Mambetova D.V., Bjenikov A.Yu., Bjenikova J.H., Bjenikova A.A., Bjenikova M.O., Bjenikov İ.T., Jirikova Z.T., Bjenikov İ.T., Bjenikov T.K., Ployeva İ.K., Dışekova L.J., Kudaeva Y.J., Gonov Z.A., Nazranova R.A., Dışekova F.H., Dışekova A.R., Dikinova S.Z., Dikinov H.H., Karanashev A.Yu., Hamurzova M.A., Dışekova İ.V., Dikinova Z.H., Dikinov A.Z., Hubiyeva D.A., Yerijokova Z.Z., Yerijokov A.R., Yerijokov İ.R., Fatkulov A.O., Fatkulova N.H., Fatkulov H.A., Şauşeva M.S., Kajarova M.S., Dıgov M.S., Dikinova A.H., Dikinova F.A., Aşinov M.M., Aşinova T.A., Tkhakumaev Z.B., Afаunova R.K., Zakuraeva M.H., Tkhakumaçeva L.T., Yerijokov T.B., Yerijokova R.İ., Yerijokov B.B., Yerijokov Z.K., Tsipinova A.A., Tsipinov A.A., Kajarova M.S., Dugulubgov H.H., Dugulubgova A.R., Aloyev A.M., Aloyeva L.M., Dugulubgov H.H., Dıgov A.M., Jurtova F.Yu., Nırov R.M., Bekaldieva L.S., Tseyeva H.B., Tseyeva Z.T., Şeriyeva M.M., Dıgov N.S., Karitskaya A.M., Taaşeva İ.O., Yerijokova F.H.
———————
* “İmaret Kafkas” örgütü Rusya tarafından terör örgütü olarak tanınmış ve Rusya’da yasaklanmıştır.
Kaynak: https://zapravakbr.ru/, Kabardey-Balkar Bölgesel İnsan Hakları Merkezi, 29 Eylül 2026. Merkez, yayımladığı metnin yazım ve üslubunun başvuru sahiplerine ait haliyle korunduğunu belirtiyor.
Post Views: 37
