EROL KILIÇ KUTELİA
Türkiye ve Türkiye halkları gibi Türkiye diasporasında yaşayan Kuzey Kafkas halkları için de 2016 hiç iyi geçmedi.
Güne başlarken birbirimize ”GÜNAYDIN” demek yerine hep “BAŞSAĞLIĞI” diledik.
Bunda Türkiye’nin izlediği dış politika yanlışlığı yanında Türkiye’nin büyüyüp gelişmesini istemeyen emperyal güçlerin de payı var.
Gerek yurtiçi çatışmalar gerek yurtdışı çatışmaları dikkate alıp, biz Kuzey Kafkas Halkları Çerkes ve Abhazlar bir takım insan hakları taleplerimizi, bir takım vatandaşlık hakları taleplerimizi ve çağdaş demokrasi hakları taleplerimizi dondurduk.
Evet, insan hakları, vatandaşlık hakları, çağdaş demokratik hakları taleplerimizi ülkemizin içinde bulunduğu bu kaos ortamını dikkate alarak dondurduk ama bunlardan vazgeçmiş değiliz.
İnsan haklarımızı, vatandaşlık haklarımızı, çağdaş demokratik haklarımızı istiyoruz ve istemeye devam edeceğiz.
Türkiye Cumhuriyeti, Bulgaristan, Yunanistan, Makedonya Kosova’da yaşayan Türk halkı için ne istiyorsa, biz de aynı hakları, asimile olmamak için, ulusal kimliğimizi yitirmemek için, kültürümüz için, anadillerimizin yaşayabilmesi için istiyoruz.
Biz, birilerinin dediği gibi Türkiye’ye gelmedik. 1864 yılında anavatanımız Kuzey Kafkas Coğrafyasından zorla sürgün edilip Osmanlı imparatorluğuna geldik.
Aynı Osmanlı 1555 yılında Kafkasya’ya geldi ve 300 yıl bu coğrafyada kaldı.
Anadolu topraklarına gelişimizde de Osmanlı Sultanı ile Rus Çarının karşılıklı anlaşması var.
Biz Türkiye Cumhuriyetinin en önemli kurucu unsuruyuz.
Bu topraklar için her devirde can verdik.
Osmanlı çok dilli, çok kültürlü, çok inançlı bir imparatorluktu ve yine birilerin dediği gibi Türk etnisitesine dayanan bir devlet değildi, hanedan bir devletiydi.
Osmanlı İmparatorluğu üzerinde kurulan, Osmanlı’nın mirasını kabul eden Türkiye bu durumu istese de istemese de kabul etmek zorundadır.
Anadolu topraklarında var olan her anadilin her kültürün yaşama hakkı vardır.
Halkımız için sosyal ve kültürel olarak kötü geçen 2016 yılının ardından, 2017 yılı için beklentilerimiz var. Bu beklentilerimizin hepsi insan haklarından, vatandaşlık haklarından, çağdaş demokrasi haklarından kaynaklanmaktadır.
– Seçmeli anadil eğitimi 10 kişilik barajla engellenmemelidir.
– Kuzey Kafkas Halklarının çifte vatandaşlık talepleri dikkate alınmalıdır.
– Seyahat hürriyeti en doğal insan haklarındandır. Abhaz halkının Türkiye’den Abhazya Cumhuriyeti’ne direkt seyahat etme hakkı engellenmemelidir.
– Çifte standartlar terk edilmelidir. Kosova adında bir halk ve Kosova diye geçmişte bir devlet yokken Türkiye Cumhuriyeti Kosova’nın bağımsızlığını tanımıştır. Kosova yapay bir devletken binlerce yıllık devlet geleneği olan Abhazların, Abhazya’nın doğal sınırları içinde kurduğu bağımsız devleti görmemek Abhazya’ya ambargo uygulamak objektiflikle bağdaşmaz.
– 1934 yılında yürürlüğe giren asimilasyon amaçlı soyadı kanunu yeniden gözden geçirilmeli, çağımız demokrasilerine uygun şekilde yeniden düzenlenmelidir. Halkımız tarihi soyadlarını korkmadan ve kolayca alabilmelidir. Bu da mahkemelerde sürünerek değil, Nüfus Müdürlüklerine verilen bir dilekçe ile olabilmelidir.
Biz Ağrı dağı kadar Türkiyeliyiz.
Elbruz dağı kadar Kafkasyalıyız.
Dombay-Ülken dağı kadar Abhazyalıyız.
Ne Türkiye’den, ne Kafkasya’dan, ne Abhazya’dan vazgeçmeyiz, vazgeçemeyiz.
2016 yılına güle güle derken,
2017 yılına hoş geldin diyoruz.
Gelirken “sevgiyi, saygıyı, empatiyi, barışı, kardeşliği, dostluğu özledik, onları da getir” diyoruz.
Post Views: 22
