KUŞHA FARUK ÖZDEN
Çerkesçe TV ile ilgili ÇDP’nin basın açıklaması yapacağını Özgür Çerkes sitesinden öğrendim. Bu eylem ile ilgili olarak da sadece cherkessia.net (Çerkesya Yurtseverleri sitesi)’de basın bildirisi okunacağı haberini gördüm.
Ulusal medya yayın organlarında, gerek televizyonlarda, gerekse gazetelerin haber sitelerinde ÇDP’nin basın bildirisi ile ilgili tek satır yazı veya tek kare görüntüye rastlamadım. Ağaçta kalan kedi yavrusunun itfaiye tarafından indirilmesini tüm ulusal kanalların dakikalarca haber olarak gösterildiği bu ülkede tv talebimizin haber değeri taşımamasının öncelikli suçlusunun Türkiye Çerkesleri olduğu düşüncesindeyim. Yine ulusal tv kanallarında ağaçtaki iplere dolanan bir leyleğin kurtarılması haberini dakikalarca izledim. Bu kadar gayret gösterilmesinin nedeni leyleklerin koruma altında olmasıymış. Peki sayıları milyonları bulan Türkiye Çerkesleri dilleri ve kültürleri ile yok oldukları gerçeğini kime anlatacaklar?
Başta Kaffed olmak üzere veya üyesi dernekler yöneticileri konuştuklarında öncelikli taleplerinin Çerkesçe TV olduğunu söylerler. Peki bütün Çerkeslerin öncelikli sorununun Çerkes dilinin yaşatılması araçlarından olan Çerkesçe TV için neden kıllarını kıpırdatmıyorlar. Tamam ÇDP siyasetine muhalifler, onların eylemlerine katılmıyorlar, neden Çerkesçe TV için kendileri eylem koymuyorlar diye sorduğumda aldığım yanıt: ‘’Bizim daha önemli bir projemiz var 21 Mayıs anma etkinlikleri taleplerini kapsayan bir çalışmanın içindeyiz” yanıtı. Ne kadar gerçekçi ?
Gençlik yıllarımızda Kafkasya’dan misafir geldiğinde Adigece konuştuğunda dernektekilerin Adige olmayanları anlaşamazdı çoğunlukla. Günümüzde Kafkasyadan gelen misafirle Çerkesçe konuşanların sayısı bir elin parmaklarını geçmez, yakın bir gelecekte ise İngilizce anlaşacaklar.
Zaman çabuk geçiyor. Türkiye için tarihi bir karar verildi. Halkın çoğunluğu tercihini anayasa değişikliğini kabulü yönünde kullandı. Önce sonuçlara itiraz, ardından bile bile lades. Seçim sonuçları ile ilgili YSK kararları kesin. Böyle olduğu bilindiği halde AYM ye itiraz, yok olmadı Danıştay, gelmeyin partilere dendiği halde AİHM başvuru. Tüm bunlar dostlar alışverişte görsün davranışı.
Geçmişte ÇHİ’nin mecliste grubu bulunan siyasi partilere talepleri kapsayan dosya iletilmesinde o zaman CHP grup başkan vekili olan Muharrem İnce’nin tavrını hatırlatırım. Ki o zat Genel Başkan adayı olarak adı sıkça zikredilir, geçenlerde de aday da olmuştu. Şimdi de parti içi muhalefet sesleri yükselince ses çıkaranları kapının önüne koymakla tehdit eden demokrasi havarisi.
İşte yeni bir 21 Mayıs’ın Kaffed ce anılma gündemi:
-13 Mayıs ta Kefken anma toplantısı
-21 Mayıs ta Anayurtta Kafkas-Rus savaşının bitiş yıl dönümüne katılma.
Bu arada 11 Mayıs arada kaynamaktadır.
Güvenlik gerekçesi ile meydanlardan herkesin ulaşamayacağı kuytulara taşınan Kaffed’in organize ettiği 21 Mayıs etkinliğini gözlerden uzak ve bir hafta önceden kendi kendimize düzenlemenin mantığını halen anlamamaktayım. Tahmin ettiğim kadarıyla istenmeyen gurupların katılımını engellemek gibi bir nedeni olmalı. Geçmişte hem Beşiktaş, hem de Maltepe anma toplantılarında yapılan programlara istenmeyen gurupların katılımı ancak bu şekilde engellenebilirdiye düşünülmüş olmalı. Yani gerekçe GÜVENLİK
21 Mayıs’ta Anavatanda Çerkes Soykırım ve Sürgünü anma toplantısı değil, “Kafkas Rus Savaşlarının bitişinin” yıl dönümü etkinliklerine katılmak için orada bulunacaklarını kimlerden gizliyorlar.
Artık Rusya Federasyonu ile Türkiye barıştıklarına göre “Rus-Kafkas Savaşlarının bitiş yıldönümü” kutlamalarına rahatlıkla katılabilirler. Rusya resmi görüşüne göre Çerkeslere soykırım uygulanmadı, kimse de sürülmedi, gidenler de Osmanlı ajanlarının dolduruşuna geldi.
21 Mayıs Çerkes Diasporası için soykırım ve sürgünün simgesi “Şığue mahue” yani yas günüdür. Rusya için savaşın kazanıldığının yani zaferin yıl dönümüdür. Birileri ya bunun farkında değil ya da olayı basitleştirme politikasına alet olmaktadır.
Kefken’i ilk defa Rahmetli Begua Ömer Büyüka’dan duymuştum. 93 Harbi sonrası Abhazya’dan sürülen Apsuvaların Kefken e çıktıklarını, günlerce mağaralarda aç bilaç yaşam mücadelesi verenlerden birisinin de annesi olduğunu ondan duymuştum.
21 Mayıs’ı yılda bir gün hatırlayıp farklı günlerde farklı yerlerde etkinlik, anma veya nasıl yapacağını bilmeden bir güne sıkıştırma yerine “ÇERKES SOYKIRIM VE SÜRGÜNÜ ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ” çalışmalarına bir an önce başlanması dileğiyle halkımızın başı sağ olsun.
Post Views: 18
