Güzden Kışa Geçerken

KUŞHA FARUK ÖZDEN

Güzle birlikte bir hüzün kaplar insanın içini. Artık günler kısalmış, güneş parlaklığını ve sıcaklığını kaybetmiştir.

Uzunyayla’da güzlüklerin ekildiği, kışa hazırlığın yoğunlaştığı soğuk ve kısa güz günleri… Güzlük ekinlerin son parçaları ekilirken, bir taraftan da koç katımına hazırlanılırdı. Köylerde artık koyunculuğun kalmadığı düşünülürse koç katımının da önemi kalmadı.

Sonbaharın en önemli işlerinden birisi de değirmene gitmektir. Değirmen, harman sonunu takip eder. Unlukların yıkanıp kurutulması ve bulgurun kaynatılması bir yıllık yiyeceğin hazırlanması demektir. Unluk ve bulgurluğun hazırlanmasından, tohumluğun ayrılmasından sonra kalan da satılırdı. Kışlık tedarik denilen patates alınması ve bez, gaz, tuz alımıyla kış hazırlığı biterdi.

Her evde bir çift öküz veya at olurdu. Zengin ailelerde iki veya üç çift öküz koşulurdu. 70’li yıllara kadar da ağırlıklı olarak ekinler yazlık olarak ekilirdi yani ilkbaharda ekilirdi. Traktörlerin yaygınlaşması ile ekinler güzlük olarak ekilmeye başlandı.

Zirai Donatımın atla çekilen ikili pulluk, karasabanın yerini alınca, ekilen alanlar arttı. Esas zirai devrim ise traktörlerin köylere girmesi ile oldu. 60’lı yıllarda köylere giren yarı yerli Türk Traktörleri ziraatte adeta bir patlama meydana getirdi.

Önceleri nadas için aileler öküzlerini birleştirirdi. Bahar sonunda yaz başında toprak kuruyup sertleşmeden nadasa çıkılırdı. Çerkesçe “Pkhe’aşeşxue” diye isimlendirilen nadas ekibi 5 kişiden oluşurdu. Küçükler “vışhates” ve ”ğuemilahe”. ”Dakava’vue” pullukta biriken çamurları temizlerdi. ”Pkhe’aşej” pulluğun derine inmesi için bastırırdı. ”Vıkhue” gece öküzleri yayar, gündüz de uyurdu.

Küçüklerden birisi kuşluk vakti köye azık için yollanırdı. Evde pişirilen ekmek, hazırlanan sıcak yemek, suyu doldurulan bardaklar eşeğe yüklenir tarlanın yolunu tutardı. Yirmi gün, bir ay süren köten sürme ot biçimine yakın bitirilir ve ekip köye dönerdi. Traktörlerin yaygınlaşması ile köten sürme yani pkha’aşej tarihe karıştı. Bir kaç sene daha direnen atla çekilen ikili pulluklar da paslanmaya terk edildi. Daha sonra da hurdacılar topladı.

***

Biraz nostaljiden sonra günümüze gelelim…

Rus savaş uçağının sınır ihlalleri yüzünden Türkiye tarafından düşürülmesinden yine en çok bizler yani Çerkesler zarar görecektir. Ekonomik yaptırımların alternatifi vardır. Ama kültürel yaptırımların alternatifi yoktur. Olayın üzerinden iki gün geçmeden duyduk ki Düzce Üniversitesi Çerkes Dili ve Edebiyatı bölümü öğretim üyeleri bağlı oldukları Adigey Üniversitesi Rektörünce geri çağrılmışlar.

Gazetelerden öğrendik ki Rusya Eğitim Bakanı, Rusya’daki Türk öğrencilerin krizden etkilenmemesi için özel önem göstereceklerini açıkladı. Acaba gösterilecek özel öneme Düzce Üniversitesindeki öğretim üyeleri dahil değil mi? Yoksa Rusya hükümeti medyaya başka görünüp uygulamada başka tavır mı sergiliyor? Alel acele öğretim üyelerini geri çağıran Adigey Üniversitesi topu Moskova’ya atsa da, durumdan vazife çıkaran  yöneticilerin, korkak, pısırık ve yukarıdan gelen her şeye olur diyen bürokrat tavrı olduğu sonucuna ulaşmak zor değildir.

Meselenin Putin tarafı bütün yaraları kaşırken Ermeni soykırımı kartını da masaya açtı.

Ben de sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Davutoğlu’na soruyorum: Sizler için de vatandaşınız olan Çerkeslerin atalarının bir buçuk asır önce katledilmesi ve kalanlarının da yurdundan atılması gerçeğinin, yani “Çerkes soykırım ve sürgününün” dile getirilmesinin tam zamanı değil mi?

Post Views: 19

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir