BALKAR SELÇUK
Aradan bir yıla yakın bir zaman geçti; Kayseri’de organize edilen Çerkes Hakları Mitingi geçen yıl 27 Nisan tarihinde gerçekleştirilmişti. Eğer son anda bir aksilik olmaz ise, önümüzdeki Mayıs ayının ilk ya da ikinci Pazar günü Çerkes Hakları İnsiyatifi ve Ahlat Kafkas Kültür ve Dayanışma Derneği Ahlat’ta ortaklaşa “Çerkesçe’ye Anayasal Statü” ve “TRT Çerkesçe” temalı yeni bir miting organize edecekler.
Dilerim insanlarımıza ibret olur. Ahlat dediğin 50 hane Çerkes’in yaşadığı bir ilçe. Ama yürek bu, kimde var, kimde yok belli olmuyor.
Ahlat Kafkas Derneği Başkanı Nuri Bey’e Ahlat’ta bir miting yapma niyetinde olduğumuzu söylediğimizde bizi sadece on dakika konuşturdu ve, “– Siz bana gelmeseydiniz ben size gelip böyle bir teklifte bulunacaktım!” deyiverdi.
Ahlat’ta yapılacak bir mitingin yansımalarının güçlü olacağını ve Türkiye’nin diğer bölgelerinde yaşayan Çerkeslere örnek olacağını umuyoruz. Sonuçta Ahlat Kafkas Derneği Malatya’dan Bağdat’a kadar elimizdeki tek Çerkes derneğidir.
Nuri Bey “- Yeterince Çerkes öğrencimiz olsaydı ilköğretimde Çerkesçe eğitimi için müracaat edecektik ama yok!” diyor. Bu da ister istemez insanı üzüyor.
Ama beni daha çok üzen Ahlat’ta Çerkesce eğitim sınıfının açılamamış olması değil, Kayseri’de Çerkesçe sınıfının açılamamış olmasıdır.
Ahlat’ta 50 hane Çerkes çocuklarına Çerkesçe öğretmek için çareler arıyor.
Kayseri’de ise 70 bin Çerkes sadece 5 dilekçeyle açılabilecek Çerkesçe ana dili sınıfını açtıramıyor. Asıl acı olan bu bence.
Bakın Kayseri Birleşik Kafkas Derneği Başkanı Mükremin Öner bu durumu Kayseri Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Veli Altınkaya ile yakın zamanlarda yaptığı bir görüşmede nasıl temellendiriyor:
“Anadilini konuşmayı kim istemez ki?” diyen Öner, Kayseri’de, Çerkesce’yi seçmeli ders olarak seçebilecek bir sınıf oluşamadığının altını çizdi. Öner, “Bütün bu açılımlar yapılmasına rağmen, ürkeklik var, acaba bölücü olarak algılanır mıyız, endişesi var. Bu konuda Milli Eğitim ve resmi kurumların daha ılımlı bir politika izlemesi gerekir” dedi. (1)
Ne kadar acıklı değil mi? Sn Mükremin Öner: “-Devlet açılım yaptı ama biz becerip de hepi-topu 5 Çerkes çocuğunu bir sınıfa koydurup Çerkesçe dil dersi aldıramadık!” demiyor da lafı dolandırıyor.
Devamındaki itiraflar ise daha da acıklı: “Bu konuda Milli Eğitim ve resmi kurumların daha ılımlı bir politika izlemesi gerekir”. Allah aşkına bu nasıl bir cümledir böyle? Devlet yapacağını yapmış, yasaysa yasayı, kanunsa kanunu çıkarmıştır. Bir zahmet bir dilekçeyle Çerkesçe dil sınıfı için okullara müracat edin efendim. Devletin ya da okul müdürlerinin daha ne yapması gerekiyor, gelip de sizi evden mi aldırsınlar? Ne düzeyde bir ılımlılık bekliyorsunuz?
Kaldı ki, sizin çocuğunuzun Çerkesçe dil eğitimi alması için yapmanız gereken tek şey bir dilekçe yazıp okul yönetimine vermektir. Daha ne kadar anlayış ve yardım isteniyor anlamak mümkün değil.
“- Valla Anadilimizde konuşmak istiyoruz ama ne olur bize bölücü demeyin “ demek ne demektir? Bu nasıl bir mantıktır biri çıksın açıklasın lütfen.
Kayseri’de en az 5 tane Kafkas Derneği var ve Çerkesçe dil sınıfının açılması için de sadece 5 öğrenci gerekiyor. Görebiliyormusunuz Kayseri’deki Kafkas derneklerinin ne kadar dirayetli olduklarını?
Korkmayın efendim kimse size bölücü mölücü demez. Ayrıca dese ne olur? Bir millet dili için, kültürü için ya da dini için hiçbir şeyi göze alamıyorsa o millet zaten ölmüş demektir. Biz Kayseri’de 1500 kişi ile anadili ve TRT Çerkesçe yayını için miting yaptık o zaman bölücü demediler de şimdi mi diyecekler?
Ayırıca deseler ne olur?
“- Biz size kucak açtık ama siz şimdi bölücülük yapıyorsunuz!” diyen mi var?
Yok.
Varsa bile,
– Kars Sarıkamış’ta atalarımızın akıttığı kanlara saysınlar!
-Ya da Mustafa Kemal İstanbul hükümetinden bakanlık bekleyip İstanbul’da otururken Anadolu’da Kuvva-i Seyyare’yi kurarak Yunanlılara karşı savaşan Çerkes Ethem’den akan kanlara saysınlar!
O kadar.
Peki, Kayseri’deki Kafkas derneklerinin beşi altısı bir araya gelip bir işi beceremiyor da, Kayseri’deki Çerkesler de mi inisiyatif alamıyor? Geçen sene bizimle omuz omuza “Her Zaman, Her Yerde Anadilim Çerkesçe!” diye slogan atan insanlar nerede?
Onlara ne oldu?
Onlarda mı, “-Bize bölücü demeyin vazgeçtik ana dilden!” seviyesine geldiler.
Eğer öyleyse, yok olmak, asimile olmak bize müstehak demektir ki, o zaman kimse ağlayıp sızlamasın.
Yok değilse, bu iş atla deve değil.
Karakuyu Köyü’ne laboratuar yapıldı, yaptıranda Çerkes değil mi? Ne olur yani 5 dilekçe verip laboratuarını yaptırdığınız okulda bir de Çerkesçe sınıfı açtırsanız?
Çok mu zor bu iş?
Yoksa çok mu önemsiz?
Bence sizler Çerkes olduğunuz için pişmansınız!
Çerkesliğinizden ve Çerkesçenizden utanmanızdan belli oluyor bu.
Çocuklarınıza öğretmeye değer bulmuyorsunuz Çerkesçeyi.
Çerkesçe öğrenilse de olur, öğrenilmese de, yeter ki kimsenin rahatı kaçmasın. Özellikle de sizin keyfiniz hiç kaçmasın!
Şahsen benim Kayseri Kafkas derneklerinden Çerkesçe adına hiçbir beklentim yok. Onlar kendi federasyonlarının adını Çerkes Federasyonu yapsınlar/yapabilsinler yeter bu onlara.
Ancak ben geçen sene 27 Nisan’da Kayseri Fuar Alanı’na gelen 1500 Çerkes’ten hala ümitliyim. Onların içinden mutlaka Çerkesçe ana dil sınıfını açtırmak için el birliği yapacak kişiler çıkacaktır. O da olmadı ÇHİ olarak yeni sezonda Uzunyayla’yı ve Kayseri’yi bir kez daha gezeriz. Elbet bulup çıkartırız o 5 dilekçeyi…
______________
Post Views: 17
