
CHP üyesi avukat Mehmet Yıldırım’ın X hesabından yaptığı ve CHP içindeki isimleri hedef alan paylaşımlar, CHP Basın Danışmanı Çerkes kökenli Atakan Sönmez üzerinden CHP’de “Çerkes lobisi” olduğu iddiasına evrildi (metni aşağıda). Yıldırım, Sönmez’in yanı sıra CHP Genel Merkezi’nde görev yapan “çok sayıda Çerkes kökenli” kişinin olduğundan söz ederek, aralarında herhangi bir örgütsel bağ bulunduğuna dair somut bir delil ortaya koymadan bu kişileri ortak bir siyasi yapılanmanın parçasıymış gibi gösterdi. Aynı paylaşımlarda farklı siyasi çevreler, tanışıklıklar ve kişiler arasında da zincirleme bağlantılar kurularak ağır suçlamalar ve FETÖ imaları gündeme getirildi.
Bizim bu yazıyı kaleme almamızın sebebi, Yıldırım’ın CHP içerisindeki kişilere yönelik siyasi eleştirileri değil; bu eleştirileri etnik kimlikleri de işin içine katarak kurduğu bağlantılar ve bunun Çerkesler açısından taşıdığı tehlikedir. Bir kişinin liyakati, siyasi tercihi veya yaptığı işler elbette sorgulanabilir. Ancak kişinin Çerkes olması, onun başka Çerkeslerle örgütlü bir siyasi yapı içerisinde bulunduğunun kanıtı değildir. Ortada gerçekten bir “Çerkes lobisi” veya kadrolaşma varsa, bunun isimleri, mekanizması ve somut delilleri ortaya konulmalıdır.
Aksi halde bireysel siyasi hesaplaşmaların etnik kimlik üzerinden genelleştirilmesi, yalnızca hedef alınan kişileri değil, bütün bir topluluğu zan altında bırakan ayrıştırıcı ve fitneci bir dilin ortaya çıkmasına neden olur ve olmaktadır.
Bu nedenle mesele, Mehmet Yıldırım’ın kimi eleştirdiğinden çok, insanları hangi ölçütlerle birbirine bağladığı ve bu bağlantıları hangi delillere dayandırdığıdır.
***
X paylaşımlarına ve bunlardan yapılan haberlere baktığımızda, CHP üyesi avukat Mehmet Yıldırım’ın parti içindeki siyasi hesaplaşmalarına son derece tehlikeli bir boyut kazandırdığı görülüyor. Yıldırım, boğazına kadar battığı parti içi çekişmeleri, karşıt olduğu CHP Basın Danışmanı Atakan Sönmez üzerinden bir “Çerkes Lobisi” masalına dönüştürmüş durumda. Meseleye bakıldığında Yıldırım’ın asıl sorununun bir “bağlantı matematiği” illüzyonu oluşturmak olduğu anlaşılıyor. Tıpkı sinema oyuncusu Jackie Chan’in dövüşürken eline geçen tencere, tabak veya fırça gibi her eşyayı silaha dönüştürmesi gibi; Yıldırım da tanışıklıkları, akrabalıkları, geçmiş siyasi temasları ve özellikle etnik kimlikleri birer silah gibi kullanıyor ve farklı alemlerdeki insanları yapay bağlarla birbirine teyelleyip, sanki ortada gizemli ve tek bir örgütsel yapı varmış imajı çizerek topunu birden yıpratmaya çalışıyor. Siyasi ve mesleki açıdan Atakan Sönmez’in liyakatini sorgulamak, göreve uygun olmadığını iddia etmek elbette Yıldırım’ın veya partililerin hakkıdır. Ancak liyakat tartışmasının ortasına kişinin Çerkes kimliğini koyup “Çerkes Lobisi” söylemine sığınmak etik dışıdır ve tam bir alçaklıktır.
Bir insanın etnik kökeni, onun mesleki yeterliliği hakkında hiçbir şey söylemez. Ortada iddia edildiği gibi bir lobi veya organizasyon varsa; bunun kurgulayıcıları, kararları ve somut delilleri ortaya konmalıdır. Aksi takdirde aynı partide görev yapan, aynı okuldan mezun olan ya da aynı şehirden olup bir araya gelen her 3-4 kişiyi bir “lobi” ilan etmek, delil üretmek değil, kötü niyetli kategorileştirmeden başka bir şey değildir.
***
Yıldırım’ın bu sığ yöntemi, 15 Ağustos tarihli X paylaşımında Kayseri’den Nusret Baş’a, MHP ve DEVA Partisi temaslarından FETÖ imalarına ve krimanilize gördüğü isimleri de bağlamsız şekilde aralara sıkıştırmaya kadar uzanan absürt bir zincirle devam ediyor (Yan sütunda tweet’in kopyasını görebilirsiniz). 1986’dan beri yakından tanıdığım, her zaman net bir Fetullah Gülen muhalifi olan ve CHP’nin kapısından dahi geçmemiş Nusret Baş hakkında “FETÖ’cü olduğu söyleniyor” demek, ya da “Kılıçdaroğlu’na adam eklemledi” şeklinde ifadeler kullanmak köksüz, mesnetsiz, gerçeklerle uyuşmayan birer palavradır. Bir avukatın, hayat karartacak kadar ağır suçlamaları “öyle söyleniyor” gibi kaçamak lakırdılara dayandırması hukukun temel ilkelerinden de bihaber olduğunu gösterir. Son zamanlarda gözlerimiz yuvalarından fırlayarak şahit olduğumuz örnekleri dikkate alarak, delilsiz iftiralar savuran bu “hukukçunun” diplomasının gerçek olup olmadığının tespit edilmesini istemek hiç de abesle iştigal olmaz. Çünkü bu yaptığı tam bir hukuksuzluk, tam bir vicdansızlık.
***
Bu yaklaşımın en tehlikeli ve fitneci boyutu ise Çerkeslerin bu kirli denkleme çekilmesidir. Etnik bir kimliği siyasi bağlantıların başlangıç noktası yapmak; “Çerkesler kadrolaşıyor” veya “birbirini kayırıyor” algısı oluşturarak toplumsal fay hatlarını tetikler.
Oysa Çerkesler homojen bir siyasi yapı değildir; Türkiye’nin her bir yanına yayılmış, farklı partilere oy veren, farklı dünya görüşlerine sahip bir topluluktur.
Adamın bundan bile haberi yok.
***
Bu can sıkıcı mevzuyu fazla uzatmadan doğrudan Yıldırım’a sesleneceğim:
Mehmet Yıldırım!
Bir siyasetçi kaç kişiyi birbirine bağlayıp kaç kişiye suç atabildiğiyle değil; iddialarını somut delillerle ispatlayabildiği ölçüde başarılıdır, anladın mı? Bir “hukukçu” olarak önce bunu öğren ve yargılamada kendine düstur edin. Etnik kimlikleri şahsi husumetlerin mezesi yapmak ne hukuka, ne siyasi etiğe, ne de insanlığa sığar.
Yıldırım’ın yapması gereken, ya iddiasını somut belgelerle kanıtlamak, ya da kullandığı X platformu üzerinden attığı iftiralar için derhal özür dilemektir.
Hak ettiği sıfatı bu hususta takınacağı tutum belirleyecek.
————————-
Notlar:
– Twit’in kopyalarını medyafaresi.com’da gördüm. Bir saat sonra kopyasını almak istediğimde haber tamamen silinmişti. Belli ki Mehmet Yıldırım sildirmiş. Çünkü X hesabına girip baktığımda Atakan Sönmez hakkındaki tweet’inin oradan da silindiğini gördüm.
– Aynı tweet’leri medyaradar.com da haber yapmış. Atanak Sönmez’i hedef alan tweetin fotoğrafı değil ama metni orada duruyor. Yukarıya kopyasını koydum.

Post Views: 275
