TURANCI OLMAYAN ETHEM, NASIL TURANCI YAPILDI?

MURAT ÖZDEN

Araştırmacı Yazar Emrah Cilasun “Baki ilk selam” kitabında Türk tarihçiliği ile ve Çerkes Ethem’le ilgili son derece tarihsel bir tespit yapmış: “Şu duruma bir bakın. Resmî Tarih Ethem Bey’i hain ilan ediyor. Kendine Marksist diyen “Kemalist Sol” Ethem Bey’in hainliğini tasdik ediyor. Aclan Sayılgan gibi anti-komünist yazarlar, Ethem Bey’i komünist olduğu için ayrıca hain ilan edip belge yetiştiriyorlar. Ama hepsi bu işi, resmî tarihin aynı iddia ve belgeleri ile yapıyor. Tuhaf bir durum. Dahası var. Cemal Kutay gibi gibi kimi tarihçiler, aynı belge ve iddiaları sadece tersinden yorumlayarak Ethem Beyin şahsında müthiş bir Turancı keşfediyorlar. Kimi mahalli tarihçiler de, resmî tarihin iddia ve belgelerinden yola çıkarak, “Teşkilat-ı Mahsusa”yı ve onun neferi Ethem Bey’i “devrimci” gördüklerini beyan ediyorlar. İnsan bu tabloya bakınca, karşısında, hakikaten, Kemalist dönemin “imtiyazsız, sınıfsız, kaynaşmış” kütlesini görüyor” (Baki İlk Selam, Emrah Cilasun,Shf 18,Belge yayınları)

Doğrusunu isterseniz Emrah Cilasun’un “Baki İlk Selam”kitabını okuyuncaya kadar ben de Ethem Beyi Turancı sanıyordum. Emrah Cilasun Türkiye’de yayınlanmış otuzbeş civarında olan Çerkes Ethem’le ilgili yazılmış kitaplar içerisinde en objektif ve namuslu olanıdır. Emrah Cilasun Çerkes değildir. Ama kendisini Ethem Beyin ailesinden saymaktadır. Emrah Cilasun; Reşit Bey’in eşi Seher Hanımın Kızkardeşinin torunudur. Yani Reşit Bey’in eşi Seher Hanım, Emrah Cilasun’un teyzesidir. Emrah Cilasun’un kitabı ilk defa ortaya çıkarılmış bir çok belgenin yanında, Ethem Beyin kendi el yazısı ile yazdığı kısa bir hatıratı ekler bölümünde yayınladığı için çok önemlidir. Emrah Cilasun bu belgeyi teyzesi Seher Hanımdan almıştır.

***

Çerkes Ethem Meselesinde Cemal Kutay aslında bir mihenk taşıdır. Bedirhani aşiretine mensup bir Kürt olan Cemal Kutay, Atatürk’e hayran, İnönü’ye düşman bir Türk Milliyetçisi olmuştur. Bir ihanet ve nefret objesi haline getirilmiş Ethem Beyin hain olmadığını savunan ilk yazar ve tarihçi Cemal Kutay’dır. Yirmi yedi yıllık tek parti döneminden sonra 1955 yılının Ağustos ayında ”Çerkes Ethem Hadisesi”kitabını yayınlayarak ilk kez Ethem Beyin hain olamayacağını savunmuştur. Hemen 1955 yılının Ekim ayında “Çerkez Ethem Kuvvetlerinin İhaneti” kitabı ile Yunus Nadi ortaya çıkmıştır. 1956 yılının Şubat ayında Cemal Kutay “Bir Ölü Nefsini Müdafa Ediyor, İsmet Paşa – Çerkez Ethem Çekişmesi” kitabı ile Ethem Beyi savunmayı sürdürmüştür.

“Çerkez Ethem’in Hatıraları” 1963 yılında Dünya Gazetesi yayınları arasında çıkmıştır.

Cemal Kutay’ın 1973 yılında Boğaziçi Yayınlarından çıkan “Çerkez Ethem Dosyası” büyük sansasyon yaratmış ve Kemalist tarih yazıcıları Ethem Beyin ihanetini ispatlamak için bir çok kitap yazarken, gerçek tarihin peşinden koşan bir çok tarihçi ve yazar da onun bir hain değil, bir kahraman olduğunu yazmıştır. Cemal Kutay’ın 2004 yılında yayınlanan “Çerkez Ethem-Tamamlanmış Dosya” kitabında olayların içinde olmuş birçok paşa ve devlet adamı ile görüşen Cemal Kutay, Ethem’in hain olmadığı konusunda görüşler almıştır.

***

Peki Cemal Kutay,neden Ethem’i Turancı gibi göstermek istemiştir?

Sanıyorum bunun arkasında yatan neden, Cemal Kutay’ın bakış açısıdır. Türkçü ve Turancı olanın hain olamayacağı düşüncesini Ethem Beye monte ederek düşüncesini kuvvetlendirmek istediğini düşünüyoruz.  Oysa Ethem Bey, 1917 Ekim devriminden etkilenmiş Bolşevik fikirlerin tesiri altına girmiştir. Eskişehir’de bir matbaa satın alarak başına sosyalist bir gazeteci olan Arif Oruc’u geçirmiştir. Seyyare-i Yeni Dünya isimli bu gazeteye verdiği demeçte “Birgün sosyalizmin, bütün dünyayı kapsayacağını, buna layık olduğu şekilde hazırlanmalıyız“ demiştir. Ayrıca birliklerinin arasında Bolşevik Taburu adında bir birlik bulunmaktadır. Sosyalist fikirlere sahip bir kişinin, sosyalist bir yönetimi yıkmak için Orta Asya’ya gitmiş olan Enver Paşa’nın yanına gitmeyi hayal etmesi mümkün müdür? Enver Paşa 4 Ağustos 1922 tarihinde Orta Asya’da Bolşevikler tarafından etrafları çevrilince, atını makineli tüfek ateşlerine karşı sürerek ölmüştür.

Oysa Ethem aynı tarihlerde Kuşçubaşı Eşref’le birlikte Midilli Adasında “Anadolu İhtilal Cemiyeti” isimli bir örgüt kurarak Marmara bölgesinde isyan çıkararak Kemalist rejimi devirme mücadelesi vermektedir. Bu girişim “Gönen-Manyas Çerkes Sürgünü”ne sebep“ olmuştur.

1937 yılında yakından tanıdığı Celal Bayar’ın Başvekil tayin edilmesi üzerine, ona yazdığı mektupta “Kürtler için otonomi, diğer etnisiteler için azınlık hakları verilmesini” tavsiye etmiştir (Ethem-e yayınları-Şaduman Halıcı shf 622-623). Bu bilinçte olan bir kişinin Turancı olması mümkün değildir.

1963 yılında yayınlanan “Çerkez Ethem’in Hatıraları “ kitabında hatıralar Atina’da bitmektedir. Almanya ile ilgili bir bölüm yoktur. Emrah Cilasun’un “Baki İlk Selam” kitabının eklerinde yayınladığı Çerkes Ethem’in bugüne kadar bulunmuş gerçek hatıratında da Turancılığa dair bir şey yoktur. Cemal Kutay Almanya bölümünü uydurarak, Naciye Sultan Bölümünü ilave etmiş, Enver Paşa’nın yanına gitmeyi düşündüğünü yazmıştır. Böylece Cemal Kutay, bizleri yıllarca Ethem’in Turancı olduğuna inandırmıştır. Cemal Kutay’ın hayal ürünü olarak yazdığı Turancı olabilme ihtimalini anımsatan bölümü “Çerkez Ethem- Tamamlanmış Dosya” kitabından aşağıda veriyoruz.

“Şimdi Naciye Sultan’ın Almanya’da olduğunu öğrenince, Enver Paşa ile Trablusgarp Harbine iştirak etmiş ve paşanın şahsi sevgisine sahip ağabeyim Reşit Bey’den kendisini ziyaret ederek Paşanın akıbeti üzerinde hakikati öğrenmesini rica ettim. Reşit Bey, Naciye Sultan’ı ziyaret etmiş, ancak bu itimada istinat ederek bilinmesi mümkün hakikatlere agâh olmuş idik: Osmanlı İmparatorluğu’nun Harbiye Nazırı ve Başkumandan vekili olan Enver Paşa, halen Rusya’dan Buhara’ya geçmiş idi. Oradan pek mahrem bir delalet ile haberler gönderiyordu. Bu haberlerden anlaşıldığına göre Bolşevikler, Anadolu’da oynamak istedikleri oyunu, Türklerin anavatanında muvaffakiyete vardırmışlardı, evvela buralara istiklal ve hürriyet ümidi vermişler, bilahare hakiki çehrelerini göstermişlerdi. Bunun üzerine Enver Paşa İstiklal hareketinin başına geçmişti. Paşa’dan son gelen haberler çok ümit verici idi. Hatta bu günlerde Buhara’dan kendisinin murahhası olarak selahiyettar bir zatın gelmesi bekleniyordu. Paşa oradaki asıl ihtiyaçlarının silah ve malzeme olduğunu bildirmişti. Bunun da, harpten yeni çıkmış olmasına rağmen Almanya olduğu aşikar idi. Enver Paşa’nın Alman ordusunun her kademesindeki kumandanları arasında büyük bir şöhreti ve itibarı vardı. Memleketi terk ettiğimden beri ilk defa hayalimde büyük bir gailenin mefkuresi ile heyecanlı idim. Enver Paşa’ya karşı büyük bir hayranlık hissederim. Kendisini ancak iki defa görmüştüm. İnsana hürmet telkin eden vakur bir hali vardı. Şahsen büyük bir kumandan olduğuna kani idim. Bu öğrendiklerimden sonra benim için tek bir ümit bir an evvel iyileşmek ve Enver Paşa’ya iltihak etmekti. Belli ki bu hissimle de daima vatanımın emrinde ve hizmetinde bulunduğumun ispat-ı hasreti vardı. Yakınlarımın olduğu kadar, sanatoryumda tedavimi yapanlar da ruhi değişikliğin farkına varmışlardı. Fakat anlaşılıyor ki, kader benim devamlı olarak rahat etmeme, hiç olmazsa asgari huzura nail olmama imkan vermeyecekti. Ne diyebilirdim? Beni perişan eden eden hakikati Profesör Fridenav’ın sanatoryumundan çıkabilmem için asgari müddet olarak tespit ettiği zamanın hitamından bir ay kadar evvel öğrendim. Haber, Naciye Sultan’a bitaraf İsviçre Sefareti vasıtasıyla tebliğ edilmişti. Enver Paşa, Şarki Buhara’da Bolşevik Ruslarla çarpışırken şehit düşmüştü. İstanbul ve Ankara’dan gelen gazeteler de değilde, daha çok Alman gazetelerinde Enver Paşa’nın ancak bir kahramana yakışan şahadeti hakkında uzun uzun izahat veriliyor, resimleri neşrediliyordu. Halbuki benim bulunduğum zamanda Almanya’da Bolşevikliğe mütemayil guruplar iktidara gelmişlerdi. Her elime geçen yazıyı tercüme ettiriyordum. Talih onu da bana çok görmüştü.” (Cemal Kutay-Çerkez Ethem, Tamamlanmış Dosya, Özgür Yayınları, s. 444-445)

Post Views: 21

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir