VAHİT ERDO
Anti globalist ulus devletçi Trump seçilince, Obama dönemindeki bölgesel ticaret ve siyasi anlaşmaları iptal etti veya işlevsiz hale getirdi. Tüm dünyada milliyetçilik yeli estirmeye başladı, ancak globalizmin alt yapıdaki finans – meta – ideoloji akımı işlevi tüm dünyada hız kesmeden sürüyor. Çin’le yapılan tüm ticaret anlaşmalarını askıya aldı ve ürünlerine yüksek gümrük uygulamaya başladı. Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde uzun zamandır devam eden dini-milli sentezli çıkışlı kalkışmaları kaşımaya başladı. Yakın tarihte de gördüğümüz gibi dini-milli sentezli özgürlük çıkışlarının pek de şansı yok. Demokratik insani haklar temelindeki kalkışmalar tüm dünyada dönemin ruhuna uygun ve sempatik karşılanıyor, taraftar da buluyor. Uygurların kalkışmalarını kendi ulusal çıkarı için kaşıyan Trump yönetiminin desteği Uygurlara geçici moral başarılar sağlatabilir ancak, temel demokratik haklar yerine dini-milli sentezle kalkışma yapan Uygur dini-milli hareketi Çin denizinde boğulabilir.
Dünyada dini-milli özgürlük isyanı ile ortaya çıkan toplumların çoğunluğu Rusya sahte federasyonu ve İslam coğrafyasındadır. Bu bir tesadüf değildir. Çünkü bu coğrafyalardaki yönetimler mutlakiyetçi rejimlerdir. Özgürlük isyanları tarih boyunca ve bugün de bu coğrafyalarda kanla batırılmıştır. Kafkasya da İmam Şamil ve Cahar Dudayev önderliğindeki işgale karşı özgürlük savaşımlarının hüsranla sonuçlanmasının sebebi, tarihsel iç ve dış konjonktür ve mücadeleyi İslam-Hıristiyan karşıtlığına indirgemeleridir. Oysa günümüzde insan hakları demokratik değerler üzerinden halkların mücadelesinin başarı şansının önü globalizmle açılmıştır. Putin rejimi muhaliflerinin Prag şehrinden yayın yaptıkları tv. Kanalında (nastayaşi vereme) söyleşi yapılan öğrenci önderlerinden 3 yıllık hapis cezası şarta bağlı ertelenen Yigor Jıvkof, dün akşam Kafkasya konusundaki söyleşisinde, “1991’de Çeçenistan’ın ve tüm Kafkasya’nın özgürlüğünün tanınması gerekirdi ama Boris Yeltsin savaşı tercih etti ve halkları birbirine düşman etti ancak henüz vakit geç sayılmaz Kafkasya da barışın kurulması özgürlüklerin tanınması gerekir” dedi. Ayrıca Novaya gazetesi yazarı Mihail Veleler de aynı doğrultuda konuşarak, “Kafkasya’da barışın sürekli ertelenmesi can kayıplarını da artıracaktır” açıklamasında bulundu. Kafkasya’daki mücadelenin temeli, demokrasi ve insan hakları ve ulusların kendi kaderini tayin hakları temelinde geliştirilirse, dünya genel politikasında güçlü devletlerin anlık taktik politik çıkarlarına malzeme olunmaz, dolayısıyla iç ve dış global konjoktür de olgunlaştığından ötürü başarılı olunabilir.
Çok marifet var insanda; selamlar.
Post Views: 13
