GLOBALİZM ve KAFKASLILAR

VAHİT ERDO

Sovyet Birliği, Komünist Partisi’nin  ürettiği ve denetimindeki diğer komünist partiler aracılığı ile saldığı ideoloji ile tüm dünyada hegemonya kurmuştu. Türkiye’nin  en eski partisi olan TKP’nin etkisi ile  başta Erbakan, Türkeş (1980’den önce MHP nin 9 Işık  programında işçiler fabrikalara ortak olacak yazılmıştı), Demirel, Ecevit v.d,  o andaki günlük  çıkarlarına göre bu argümanları kullandılar. Halâ iktidar ve muhalefet de kullanıyor.

Ancak Stalinizm işçi sınıfına hiç yaramadı. Hayat doğrulamadı bu burjuva Stalinist İdeolojiyi. Stalinist SSCB iktidarının arkasına sığındığı, biricik sosyalizmin yaşaması  uğruna “ulus devleti koruma tezi” (devrimler ihraç ve ithal edilemez) aldatmacasıdır. Lenin’in 1900’lerde yaptığı “kapitalizm 1895’den başlayarak rekabetçilikten emperyalist aşamaya geçti” tespiti hala insanların bilinç altlarında yer tutuğundan, günümüzü anlamalarına  engel oluyor. Oysa kapitalizmin ortaya çıkışı 16. yy’dan başlayarak gücü oranında her dönem emperyalistti.

Birinci emperyalist paylaşım savaşında anti-emperyalist bir başkaldırı ile hayat bulan 1917 Sovyet Devrimi ile dünya iki kutuplu bir düzene evrildi. İşte o noktada Kafkaslı önder ve aydınlar yeni dünya düzenini okuyamadıklarından ötürü dini-feodal taleplerle ortaya çıktılar. Hiç bir kazanım da sağlayamadılar. Lenin’nin  uyguladığı  “ulusların kendi kaderini tayin hakkına” göre yeni yapılanmalardan Kafkas halkları da faydalandılar ancak yukarıdan tanınan bu haklar ve kazanımlar, yerel halklar tarafından yeterince benimsenemedi. Mutad  bir Rus gavurunun oyunu olarak telakki ettiler. İmam Şamil’den bu yana ve halen Kafkaslılar Kremlin’le ilişki ve çelişkilere din savaşları açısında baktılar ve her seferinde yanıldıkları için de yenildiler. Oysa Osmanlı’da ve Türkiye’de İslam partisi iktidarda ama Çerkeslerin demokratik hiç talebine cevap vermiyor, tınmıyor dahi. Demek ki, mesele dini karşıtlık değil, sosyal, ekonomik, politik, kültürel, insan hakları, din ve vicdan özgürlüğü temelindedir.

Kafkas önderleri ve aydınları her dönemde olduğu gibi 1917’de ve 1991’de pazar dağılırken  tezgah açtıkları için tarihte yaşandığı gibi her seferinde elleri böğürlerinde  kaldı. Günümüzde Kremlin’in palyaçosu Müslüman  Kadirov ve Putin tarafından içerikleri boşaltılan, ulus karakterleri hadım edilen diğer sahte cumhuriyetlerde de açık-kapalı işbirlikçiler var. Silahlı direnişi sürdürenler her şeye Hıristiyan-İslam savaşımı olarak baktıklarından,  Peygamberin kurduğu  Medine İslam Devleti benzeri bir  Kafkas Birliği Devleti oluşturmak peşindeler. Güncel örnekleri, Orta Doğu’daki anti emperyalist, anti kapitalist IŞID isyanıdır.

Türkiye’deki sürgün Kafkaslılar, aidiyet ve toplumsal meşuriyet  kazanmak için aşırı  dine yöneldiler, kraldan fazla kralcı oldular. Milli Mücadeleyi başlatan Kafkaslılar, politik askeri  önderlik  savaşımını  Balkan gurubunun komitacı oyunlarına karşı kaybettiler. İttahatçı-Kemalistler tarafından Çerkes halkının batı yerleşiklerinden bir kısmı sürgün edilip, tüm Kafkaslılar sosyo-ekonomik, politik olarak yer altına itilip cezalandırıldılar. Ne Türkleşebilen, ne de Çerkes kalabilen çoğunluk, pisikolojik bir maraz olan kimlik bunalımı hastalığından mustarip durumda. Türk-Çerkes, hem de Arap olanlar tam da klinik vaka. Bunlar onurunu da kaybetmek, köle ruhlu olma sendromunda bocalıyor. Bunlar  geçmişte ve bugünlerde  egemen idareye el pençe divan olup, tetikçilik dahi yaptılar. Halen de rejimin temel taşı olmakla -Kadirov misali- gurur duyanlar dahi  var.

Bir avuç Kafkas karakterli aydının girişimi ve öncülüğünde kurulan ÇDP şafağın alaca karanlığında kör topal ilerliyor. Kemalizm’in dış kabuğunu henüz kıramadılar. Sanki danışıklı dövüş algısı yaratıldığından olsa gerek, parti serpilip gelişemiyor. Çünkü resmi ideolojinin attığı formatı kıramıyor. Çizilen dairenin dışına çıkamıyor. Oysa 1991’de SSCB, Stalinist elitler tarafından dağıtıldıkdan sonra,  kapitalizm  dünya çapında tüm devletler arasında var olan organik bağlarını güçlendirdi. Gümrük duvarlarını sarstı, kısmen yıktı, tüm kanunları, yönetmenlikleri siyasi ekonomik kuralları yeniledi, değiştirdi. Eski ticaret yollarını güçlendirdi, yeni yollar açtı, açıyor.

Artık tüm dünya tek bir ekonomik sistem olarak çalışıyor. Dünya burjuva kapitalist sınıfı devrimci olduğundan sistemini global aşamaya evirdi. Global sisteme orta sınıfların tepkisi olarak ortaya çıkan ırkçı Trump ve emsalleri kimseyi yanıltmasın. Kapitalizm ulus devletlerin aşamasında kalamaz iflas eder. Onun için gelişerek ilerleyecektir. Dünyadaki tüm kaynakları bitirene kadar devam edebilir.

Egemen merkezi  burjuva sınıfı, Amerikan kurtuluş savaşı ile başlayan, 1917 Rus antiemperyalist devrimi ile devam eden, 2. Dünya savaşı ile ezilen halkların kurtuluşuna ortam sağlayan değişim ve dönüşümlerin aynısı ve daha gelişmişini, günümüzdeki global aşamada, kendi kârı ve iktidarını idame ettirebilmek için ezilen halklara yerel, idari ve kültürel haklarının kazanımına ortam hazırlıyor. Yani dünya coğrafyasındaki  feodal bölgeleri -başta Orta Doğu- tasfiye etmek, İslam dininde reform yaptırmak veya bizzat yapmak zorunda…  Ancak ne siz farkındasınız, ne de ÇDP yöneticileri, üyeleri ve taraftarları.

    Selamlar.

Post Views: 17

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir