VAHİT ERDO
T.C. tek millet, tek vatan, tek din, tek bayrak ideolojisi ile kurulmuştur. Hitler faşizminin kuramcısı Alman filozof Fischer’in Türkiye temsilcisi Ziya Gökalp’tir.
Yine Alman Filozof E. Durkhaim’in pozitivist ideolojisinin temsilcisi de M.A. Ersoy’dur.
T.C.’ni kuran İttahatçıların lideri M. Kemal, bu iki ideolojinin temsilcilerini “fikirlerimin babası” olarak tanımlamıştır.
Osmanlı bakiyesi olarak gerçek üstü kurulan T.C.’nin hayatını idame ettirmesi ve ilelebed yaşayabilmesi için, Türkleştirme ve Müslümanlaştırma ideolojisinin önünde en yakın tehlike, milli mücadeleyi fiilen başlatan Çerkes Ethem ve ilk Başbakan Çerkes R. Orbay ve Rus işgaline karşı direnme geleneği ile askeri politik deneyimi olgunlaşmış savaşkan Kafkas halkı tekleştirmenin önünde ilk güçlü engeldi. Ayrıca otantik bir halk olan Kürtler ve milattan önce Anadolu’da insan aklının ürettiği evrensel bir inanç sahibi olan Aleviler de aynı durumdaydı. Kanuni düzenlemelerin sözde yasal desteği ile azınlık halkları Türkleştirmek, Alevileri Müslümanlaştırmak için toplumlara kıyıldı, sürüldü ve sosyal siyasal hayattan tart edildiler. Otantik bir halk olan Kürtler ve Aleviler 1925’den beri tekleştirmeye direnmişler, Cumhuriyeti demokratikleştirmek için kurdukları HDP, programını ağır şartlarda hayata geçirmiş, genel seçimlerde 6 milyon 156 bin oy almış global arenada sesi duyulmuş, öngörüleri kabul görmüştür. Eğer sn Selahaddin Demirtaş Türk olsaydı çoktan başbakandı.
Siyasal İslam’ın bir versiyonu olan AKP iktidarının dini ve milli baskısı altında bunalan birey ve kurumlar, denize düşen yılana sarılır misali, halkların ve emekçilerin baş kıyamcısı CHP’nin adayı Ekrem İmamoğlu’na sarılıyor. Bu durum onların CHP’nin zulüm tarihini bilmedikleri anlamına gelmez. 1946 USA’nın emri ile CHP tek partili rejimden iki partili sözde demokrasiye geçti. Demokrasi, bireyin, kurumların, özel mülkiyetini, insan haklarını devletin baskı ve zulmüne karşı korunması, kazanılmış tüm hakların anayasal şartlara bağlanması içindir.
Yoksa içeride ve dışarıda göstermelik, tıpkısının aynısı iki partiden oluşan cici demokrasi, Dümbüllü’nün orta oyunu gibidir.
Yukarıdaki başlığın mucidi Ekrem İmamoğlu’nun cumhuriyetin demokratikleştirilmesi için bir görüş ve önerisi yok. T.C.’nin projesiyim, Atatürkün izindeyim, topal Osman’a bağlıyım diyor.
Ülkede ciddi bir kriz olduğunu, İstanbul Belediyesinin 60 milyar borcu olduğunu her toplantıda tekrarlıyor ama bir taraftan da 200 bin istihdam yaratacağım diyor. Her görüş ve düşünceye, kadınlara, öğrencilere, çocuklara, inançlara, halklara mavi boncuklar dağıtıyor. Yaptığı tespit ve vaadleri kendi içinde ağır çelişkiler barındırıyor. En yakıcı olan, kitlelerin hafızasında yer etmiş, her partinin devr-i iktidarında onlara sülük gibi yapışan bukalemun çıkarcılar, hele hele 1994’den beri CHP’de aportta bekleyen taşeron aç sırtlanlar, belediyelerin ihale sıralarında beklerken şimdiden birbirlerini çiğniyorlar.
Her iki adaydan hangisi kazanırsa kazansın, eko-politik kaos derinleşecektir. AKP’nin alternatifi çağdışı altı oklu CHP olamaz, olmamalıdır da.
AB normlarında, demokrasi ve insani güçlerin sınıf ve katmanların ittifakı gereklidir.
Bu seçim hengamesinde Kafkaslı aydınların esnafın ve tüm emekçilerinin temsilcisi Ç.D.P.’ nin adayı sn Doğan Duman’ın adaylığını sürdürmesi, doğru ve yerinde bir karardır. Çünkü sorun şimdilik sayısallaşmak değildir. Partinin önündeki ilk hedef ezilen Çerkeslerin siyasallaşmasıdır.
Geçen yıl da yazmıştık; Viyana bozgunundan sonra Doğu ile Batı arasında ortada sıçan politikasını uygulayan Osmanlı elitleri tüm savaşları kayıp ettiler ve Osmanlı dağıldı. AKP hala aynı geleneksel orta da sıçanı oynuyor; S-400, F-35’le somutlanan bu siyasette, tavla oyununu bilen R.T. Erdoğan, satranç ustası V. Putin’i yenebilir mi?
ABD’nin son mektubuna devlet Partisi CHP, iktidardan daha şiddetle karşı çıktı. Oysa global yeni dünya düzeninde şartlar ve koşullar değişmiştir. AKP-CHP-MHP hala ABD’nin SSCB’ye karşı tarihi kışkırtılma modundalar.
Çok marifet var insanda…
Selamlar.
Post Views: 12
