AHMET ALTUNOK
2012 yılıydı. Suriyeli mültecilerin akın akın Türkiye’ye geldiği dönemdi… Çerkesler de bu zorunlu göçten nasibini almıştı. Çerkes Hakları İnsiyatifi’nden bir dostum aradı, “Dünya Çerkesleri Dayanışma Komitesi’ni kuruyoruz, sen de toplantıya katılabilir misin?” diye. Toplantının yapıldığı salona girdiğimde, katılımın fena olmadığını gördüm. Sıra konuşmacılara geldiğinde kurum yöneticileri ve şahıslar ellerinden geleni yapacaklarını söylediler. Bence kayda değer bir toplantı olmuştu. “Demek ki dara düştüğümüzde biz de bir araya gelebiliyormuşuz” diye düşündüm. Suriyeliler’i temsilen kürsüye çıkan bir konuşmacı dikkatimi çekti. Bitkin ve mahcuptu; sanki orada toplananlar sadece ona yardım için gelmişti. Çok büyük bir eziklik hissediyordu. Bir teşekkür konuşmasıydı onunki. Adı Doktor Ahmet’ti. Tıp fakültesini Türkiye’de okumuş, dolayısıyla Türkçesi fena değildi.
Sonraki günlerde Suriye’den gelen birkaç aileyi gidecekleri yer ayarlanıncaya kadar evimizde misafir etmiştik. Ancak her gelen Doktor Ahmet’i soruyordu. Belli ki fedakar, toplumu için yaptığı işleri kendine vazife bilen bir gizli kahramandı Doktor Ahmet.
***
Geçen yıl Biga’nın Savaştepe köyüne bir cenaze götürmüştük. Mezarlığa önce girdim. Geniş, bakımlı, oldukça düzenli bir mezarlıktı. Burada yatan merhumların hepsinin Çerkes olduğunu düşünerek, kim bilir ne yaşanmışlıkları vardı diye bakınırken, mezar taşında “Suriyeli Doktor Ahmet Ruhuna Fatiha” yazan bir mezar gördüm. Çok şaşırdım. Vefat ettiğini duymamıştım.

Her nekadar mezar taşına Çerkesçe soy ismini yanlış yazsalar da -doğrusu Kedıkuey idi- o olduğundan emindim. O köyden olan bir arkadaşı bulup sordum, bana hikâyesini anlattı.
İstanbul’da iş bulamamış. Biga’da Can Hastaneleri’nin sahibi olan İhsan Çakır Bey onu işe almış. Birkaç yıl sonra da kanser hastalığına yakalanmış ve vefat etmiş. Anlattılar sonra, orada da nasıl gönülleri fethettiğini. Yaşlı Çerkes hastalarla Çerkesce konuşur, tedavi için evlerine gidermiş. Bütün Çerkes köylerinin sevgilisi olmuş. “Çok çabuk kaybettik” dediler üzüntüyle, Onları anlıyordum.
Geride bıraktığı yakını, çocukları var mı bilmiyorum. Bildiğim bir şey var, benim de Savaştepe Mezarlığı’nda, her gittiğimde başında dua edeceğim bir yakınım var artık: Doktor Ahmet Kedıkuey…
________________
ÖZGÜR ÇERKES’İN NOTU:
AHMAD KEDIKUEY KİMDİR?

1967 yılında İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun oldu ve Suriye’ye geri döndü. Aynı yıl 1967’de Golan’ın İsrail tarafından işgal edilmesi üzerine ailesiyle birlikte Şam’a yerleşti. Anayurdu ile ilişkilerini güçlendirmek için 1993 yılında Rusya Federasyonu vatandaşı oldu. 2006-2010 yıllarında Şam’daki Çerkes derneğinin (Circassian Benevolent Association) başkanlığını yaptı. 2011’de Suriye’de başlayan iç savaş üzerine ailesi ile Türkiye’ye göç etmek zorunda kaldı. Yakalandığı amansız hastalıktan kurtulamayarak 8 Aralık 2015 tarihinde vefat etti.
Cenazesi, Biga’da çalıştığı Can Hastanesi önünde yapılan tören sonrası kılınan öğle namazını müteakip Çerkes Savaştepe Köyü mezarlığında toprağa verildi.
Post Views: 22
