Kurbanlar ve Kurbanlıklar

KUŞHA FARUK ÖZDEN

Çocukluğumun Uzunyaylası’nda bayramlar bir başka heyecanla karşılanırdı.

Ellerimize kınalar yakılırdı. Büyüklerin bayram namazını bitirip ilahilerle mezarlıklara giderken çıkardıkları ses çocukları uykularından uyandırırdı. Alelacele giyinilir ve ilk kurban kesenler izlenirdi. Adet üzere alınlara kan sürülürdü.

Daha küçük çocuklar koruma altına alınır, elleri tutularak gezdirilirdi.

Yaklaşık bir metre boyunda birkaç kat yün ipliği arefeden hazırlardık ki, bayram günü toplayacağımız halğuaneleri ona dizelim. Çünkü bayramlarda çocuklara şeker verilmezdi.  Niye olacak, şeker kıymetli ve pahalı bir metaydı o zamanlar. Bizim köyde büyük halamın gelini olan İfakat yengenin yaptığı halğuaneler hep birinci gelirdi.

Köy gezisinde bütün çocukların korkusu Jik’ıh Abeygilin köpeği idi. Onlara gidemediğimiz gibi, o civardan dahi geçemezdik.

Gün boyu topladığımız halğuaneleri köy bakkalığını da yürüten muhtar Abaze Muratgille bir iki avuç şekerli leblebi karşılığı takas ederdik.

Bayramda şeker gençlere ve büyüklere ikram edilirdi. Evde genç kız varsa şekerin yanında kolonya ve sigara da ikram edilirdi. Thamadelere lokum ikram edilir, bazı evlerde de kahve yapılırdı.

Büyüklerin ve thamadelerin bayram gezmeleri öğleden sonraya kalırdı hep. Sabah saatleri kurban kesmek yüzmek ve etleri parçalamakla geçerdi. Öğleden sonra çocukların bir görevi de kurban kesmeyenlere et götürmek olurdu.

***

Bundan sonraki satırlarımı aslında 15 Temmuz darbe girişiminden hemen sonra yazmıştım; fakat sütun komşum Murat Özden’in art arda gelen güzel yazılarının arasına girmek istemedim. Bu arada Hapae Erhan’ın “Çerkeslerin 15 Temmuz’la ilgili yazacak bir şeyleri yok” hükmü üzerine geç de olsa ben de naçizane görüş ve gözlemlerimi yazmak istedim.

Enteresandır ki, başka ülkelerde on yıllarda görülen değişim ve dönüşüm, Türkiye’de birkaç ay içinde yaşanıyor.

Mayıs ayında iktidar partisinde “entelektüel başbakandan” “görev adamı başbakana” doğru bir görev değişimi oldu. Yatırımlar hızlanacak, özellikle Doğu ve Güneydoğuda yatırım atağına geçilecek derken darbe girişimi patlak verdi.

Eskiden yaz sıcağı gelmeden veya sıcaklar kırılınca darbe yapılırdı; şimdi ise yaz ortasında, insanlar uzun bayram tatilinin rehavetinden kurtulamadan şaka gibi “al sana darbe” diyerek darbe yapıyorlar.

Çocukluğumdan beri pek çok darbe gördüm. Fakat hiçbirisinde halkın üzerine ateş açıldığını ve meclisin bombalandığını duymamış, görmemiştim. Bu vicdansız güruh sayesinde şimdi onu da gördük.

Sosyal medyayı izleyemiyorum. Ama duyduğum kadarı ile bizim Çerkeslerin içinde de meğer ne kadar çok darbe sever varmış! Bazıları kafalarını, kesilen asker kafalarına takmış. Dolaşıma sokulan fotoğrafların DAEŞ’e ait olduğu kesinleştiği halde hala kafa kesme muhabbeti yapanlar var. Düzmece olduğu ortaya çıkmasına rağmen, bu asparagas haberin arkasına takılarak Erdoğan düşmanlığından, darbe seviciliğe evrilenler olmuş.

Düşünün ki bir ülkede meclis bombalanıyor, halkın üzerine ateş açılarak yüzlerce kişi öldürülüyor, içinde insanların olduğu arabalar tanklar tarafından eziliyor… Buna karşın Batı basını, TSK içindeki Fetullahçıların bu kalkışmasını “Erdoğan diktatörlüğüne karşı silahlı başkaldırı” gibi göstermeye çalışıyor.

Sanki olaylar bizim göremediğimiz gizli bir coğrafya da oluyormuş gibi.

***

15 Temmuz gecesi büyük kızımın “Boğaz Köprüsünde bir şeyler oluyor” uyarısı ile TV kanallarında gezinmeye başladım. An be an canlı yayında gelişen bir darbe girişimi izledik. Boğaz Köprüsünün bir tarafını kesen askerler bir ara karşı geçişi de durdurduysa da daha sonra o yönde geçişi tekrar açtılar. Bu arada Atatürk Hava Limanı da tanklarla kuşatılmaya çalışılıyordu.

***

“Şimdi TRT işgal edilecek ve bildiri okutulacak” dedim evdekilere de kızım işgalden sonra ”nereden bildin?” diye sordu. Haklı, o nereden bilecek ki bizim bu filmi defalarca izlediğimizi?

Malum, darbe girişimlerinde mutat olarak ilk etapta TRT işgal edilir, ardından darbeci güçlerin bildirisi okunurdu; ki biz bunu bir değil, kaç kez yaşamıştık.

***

 Bir tarafta Ankara’da Meclis bombalanıyor, Cumhurbaşkanlığı külliyesi kurşunlanıyor; öte yandan Boğaz Köprüsü’nde, meydanlarda sivil halk kurşunlanıyor.

Bu şimdiye kadar duyulmuş, görülmüş şey değil.

***

 Boğaz Köprüsü, Beştepe, Genel Kurmay, Meclis gibi yerlerde çatışmalar devam ederken, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın CNN Türk Tv’den yaptığı çağrı ile halk meydanlara döküldü.

İlk adımda Atatürk Havaalanı’ndaki tanklar sivil vatandaşlar tarafından enterne edildi ve rüzgar tersine döndü.

***

Geçmişte Fetullahçılar için “Teşkilat-ı Mahsusa’nın silahsız versiyonu” diyordum, artık anladım ki silahlı eylemcilikte Teşkilat-ı Mahsusa’yı fersah fersah geride bırakmış bunlar. Teşkilat-ı Mahsusa yani İttihatçılar istemedikleri kişileri sokak ortasında infaz ederlerdi; bunlar ise sivil halkın üzerine kurşun sıkarak toplu katliam yapacak kadar pervasız ve gözü dönmüş bir güruh haline gelmişler.

Bereket ki halkın iradesini kırabilecek bir plan yapmayı becerecek kadar zeki değiller.

Hepimize büyük geçmiş olsun.

***

  Bu arada Ğogutl Çetin Öner’in vefatını üzüntüyle öğrendim. Kendisine Tanrıdan rahmet, Çerkes halkına da başsağlığı diliyorum.

Post Views: 20

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir