KENAN KAPLAN
Kabardey-Balkar, Karaçay-Çerkes, Adigey Cumhuriyetleri yangın yerine dönmüş vaziyette. Gün geçmiyor ki bir aydınımızın, bir sanatçımızın, bir akademisyenimizin, bir toplum önderimizin, bir STK başkanımızın FSB tarafından katledildiği haberleri gelmiyor olsun. Rusya Federasyonu Çerkes halkını sindirmek için adeta bir sürek avı başlatmış durumda. FSB, Çerkesya’da adeta bir etnik temizlik harekatı sürdürüyor. Öldürmediklerini ise tehdit ederek, sorguya alarak, işkence yaparak pasifize ediyorlar. Bu yöntemi anavatana dönüş yaparak yerleşmiş olan hemşerilerimize karşı da kullanıyorlar ve onları bu uygulamanın mağduru haline getiriyorlar. Hatta bu hemşerilerimizden bazılarını diasporada verilen kimlik ve varlık mücadelesinin önünü kesmek için görevlendirerek kullanma yoluna gidiyorlar.
Bu uygulamaların tek amacı Çerkesya da Çerkes kimliğini yok etmek, diasporada ise kimlik bilincinin güçlenmesini önlemek. Rusya çok iyi biliyor ki kimlik bilincine sahip güçlü bir Çerkes diasporası Çerkesya’nın Rus toprağı haline gelmesine izin vermeyecektir.
Rusya Federasyonu hızla üniter bir yapıya dönüşerek özerk cumhuriyetleri aslında var olmayan, kağıt üstünde yapılar haline getirdi. Artık seçim yok, Moskova’dan atama var; artık anadili eğitimi yok Rusça var; artık diasporanın dönüşünün önüne set çekildi… Suriye Çerkeslerinin dönüş talepleri ise Rusya’nın maskesini düşürdü ve gerçek yüzünü ortaya çıkardı. Moskova artık özellikle Çerkesya’ya yönelik Faşist asimilasyon ve etnik temizlik politikalarını rutin uygulamalar haline getirmiş durumda.
Rusya önceleri dispora Çerkeslerini manipule etmek için DÇB’yi ve ona bağlı bazı Çerkes STK’larını, hatta bu STK’lar ekseninde kalem oynatan “hain kuş” misali yazarları kullanıyordu. Ancak Diasporada Çerkes kimliğinin siyasallaşarak güçlenmesi, anadilin Türkiye’de seçmeli ders haline gelmesi, Çerkesce yayın yapacak TV talebinin henüz hayata geçmese de sıcak karşılanması, Soçi Olimpiyatları ekseninde Rusya’ya karşı yükselen muhalefet, her ay Rus Konsolosluğu önünde yapılan 21 eylemleri Rusları öylesine rahatsız etti ki, artık piyonları kullanarak sonuç alamayacaklarını görünce, Türkiye’de de Çerkesya’da uyguladıkları faşist yöntemlere yönelmeye başladılar.
Önce Kuban Kural tehdit edildi, ardından Çerkes Hakları İnisiyatifi yürütme kurulu üyeleri Rusya’nın İstanbul Başkonsolosu ile yaptıkları toplantıda Başkonsolos tarafından kibarca tehdit edildi, şimdi ise gazeteci hemşerimiz Fuat Uğur Çerkes Halkının kimlik mücadelesine ve Çerkes Hakları İnisiyatifinin çalışmalarına destek verdiği, Soçi Olimpiyatları’na muhalefet ettiği için aleni olarak tehdit edildi. Bu sürecin bir sonraki aşamasında neler yaşanabileceğinin ipuçlarını ise Rusya’nın Türkiye’de yaşayan Çeçen kardeşlerimize karşı uyguladığı infazlarda görebiliriz.
Artık Türkiye de Ruslar için Çerkesler’e karşı operasyon alanı kapsamına girmiştir. Çerkes Halkı olarak Rusya’nın bu tavrına karşı devleti, siyasi iktidarı ve Türkiye kamuoyunu uyarıyor, duyarlı olmaya, gereğini yapmaya davet ediyoruz.
Sayın Başbakan sık sık dış güçleri kastederek Türkiye üzerinde operasyon yaptırtmayız diyor. Sayın Başbakan herhalde Çerkes vatandaşlarına ve onların temsilcilerine karşı yapılabilecek operasyonlara karşı da sessiz kalmayacaktır.
Artık Çerkes Halkının da gaflet uykusundan uyanarak bu gidişe dur demesi, anavatanına ve kaderine sahip çıkması gerekiyor.
21 Şubat 2013 Perşembe günü halkımız adına yaşanan bu olumsuzlukları protesto etmek için, korkmadığımızı, yılmadığımızı göstermek için, dilimiz kültürümüz, kimliğimiz için, yok olmadığımızı, dimdik ayakta olduğumuzu, Çerkesya’nın sahibi olduğumuzu göstermek için tüm Çerkesleri ve Çerkes dostlarını saat 20.00 de Galatasaray lisesi önünde toplanilarak, saat 21.00 de Rusya Konsolosluğu önünde yapılacak olan basın açıklaması ve protesto eylemine davet ediyoruz .
Çerkeslere bu tehditleri yöneltenlere de Çerkes Halkı olarak bir hatırlatmada bulunmak istiyoruz; eğer korkacak olsaydık soykırım ve sürgün pahasına sizinle savaşmazdık.
Vorepsov Adiğağer!
Post Views: 16
