Çerkesler!
Saygıdeğer Halkımız!
Çerkes dilleri tarihinin en karanlık günlerini yaşıyor.
Son 50 yılda köyden kente yapılan göçlerle toplu yaşam alanlarımızı kaybettik. Köylerimizin sokaklarında günlük yaşamımızın bir parçası olarak aktif şekilde kullandığımız dillerimiz, göç ettiğimiz şehirlerde evlere hapsoldu ve sadece aile içinde konuşulur hale geldi.
Ancak bu da uzun sürmedi, aradan daha bir nesil bile geçmeden 7 gün 24 saat yayın yapan, cazibesiyle tüm hane halkını esir alan onlarca televizyon kanalının bombardımanına uğradık.
Bu enformatik saldırıda, kartalın hergün Prometheus’un ciğerinden bir parça kopartması gibi, biz de hergün dilimizin özgün bir parçasını kaybettik.
Bir taraftan televizyon yayınları, diğer taraftan tek tipleştiren eğitim sistemi yavrularımızı kültürümüzün taşıyıcısı ebeveynlerin etki alanından çıkarttı.
Sonuç olarak, atalarımızdan kutsal bir emanet olarak devraldığımız dilimizi çocuklarımıza aktaramaz hale geldik.
Ve bugün düşürüldüğümüz bu asimilasyon girdabında hergün biraz daha eriyoruz.
***
Çerkesler!
Saygıdeğer Halkımız!
Sivil toplum örgütlenmelerinin görevi, toplumun sorunlarını tespit edip, kamuoyuna mal etmek; sonra da çözmesi için siyasi iktidarların önüne koymaktır.
Siyasi iktidarların görevi ise bu sorunlara toplumsal huzuru sağlayacak şekilde çareler üretmektir.
Şunu net olarak bilelim: Toplumsal sorunlara çözüm üretmek iktidarların lütfederek yapmaları gereken bir iş değil; mecburen yerine getirmeleri gereken bir görevdir.
***
Yukarıda belirttik, Türkiye çerkes diasporası’nın ciddi sorunları var. En büyük sorunu da asimilasyon batağıdır dedik.
Sorun bu kadar ciddi iken, içe dönük faaliyetlere odaklanan kurumlarımızın yaptıkları işler maalesef dilimizi ve kültürümüzü korumaya yetmedi.
Kurumlarımız, ülkedeki çerkes varlığını siyasi iktidarlara etkili bir şekilde hissettirip, Çerkesleri talepleri dikkate alınan bir unsur haline getiremedi.
Sebebi de, temsil iddiasında oldukları Çerkes halkının nüfus gücünü bir türlü ortaya koyamamaları, yani görünür kılamamalarıydı.
***
Çerkesler!
Saygıdeğer Kardeşlerimiz!
Çerkes Hakları İnisiyatifi, Çerkes Halkı’nın varlık mücadelesi ekseninde bütünleşen, Çerkes Halkı’nın taleplerini görünür kılarak gündeme getirmeyi ve sonuç odaklı bir strateji ile bu hakları elde etmeyi amaçlayan, diline ve kültürüne duyarlı, varlığını geleceğe taşımaya kararlı Çerkesler tarafından oluşturuldu.
İnisiyatif, çalışmalarının hedefini,
Çerkes halkını Ankara’da “görünür kılmak”,
“Demokratik kitlesel eylemler” düzenlemek,
“Devlet eliyle anadili eğitim ve öğretimi ile 7/24 anadilde radyo ve tv yayını yapılmasını sağlamak ve Çerkeslerin tüm haklı taleplerini hayata geçirmek olarak deklare etti.
Yani Çerkes Hakları İnisiyatifi, kurumlarımızın bugüne kadar yapmadığı bir işe talip oldu: Çerkeslerin yok oluşunun önüne geçecek talepleri meydanlarda dillendirmek ve bu taleplerinin siyasi iktidarlarca dikkate alınmasını sağlamak…
***
Bu maksatla ilk olarak Ankara’da bir yürüyüş düzenlenmesi planlandı. Realize edilebilmesi mümkün en yakın tarih de eylem günü olarak belirlendi: 12 Mart 2011 Cumartesi.
Böyle bir fikir geliştiren İnisiyatif’in kurucu ekibi, kamuoyuna herhangi bir açıklama yapmadan önce Kafkas kurumlarının kapılarının çalınması kararını aldı.
Bu bağlamda 13 Şubat tarihinde Kafkas Dernekleri Federasyonu Başkanı Sn. Cihan Candemir ile de görüşülerek, kendisine Çerkes Hakları İnisiyatifinin misyonu, vizyonu ve 12 Mart’ta Ankara’da yapılacak mitingle ilgili gerekli tüm bilgileri verdi. Sn. Cihan Candemir konuyu yönetim kuruluna götürerek alınan kararı duyuracaklarını söyledi.
Saygıdeğer kardeşlerimiz,
Bu noktada, teklifimizin kendilerine henüz yazılı hale getirilmeden, kamuoyuna herhangi bir açıklama yapılmadan, yüzyüze ve sözlü olarak iletildiğine dikkat çekmek isteriz.
Çünkü bu tutumumuz, Kaf Fed’in kendilerine teklif götürülmesinden 12 gün sonra eyleme destek vermeyeceğine dair yaptığı açıklamasında yer alan, “KAFFED toplum yararına olacak tüm projelerde birlikte hareket etmeye her zaman açıktır. Ancak bunun şartları vardır. Öncelikle KAFFED’in yer alacağı projeler, baştan birlikte kararlaştırılmış, kendi çalışma programına uygun projeler olmak durumundadır. (…)Bu tür yaklaşımları işbirliği talebi olarak değil, bir tür dayatma olarak değerlendirmek söz konusu olmaktadır” sözünü baştan tekzib etmektedir.
Yani iddia ettikleri gibi Kaf Fed’e hiçbir şey dayatılmamış, ilk adımda hiçbir yazılı belge bile sunulmamış, demokratik kitle eylemi düzenleme düşüncemiz gerçekleştirmeyi planladığımız muhtemel tarihle birlikte -tartışmaya, düzeltmeye açık bir teklif olarak- kendilerine sunulmuştur sadece.
Eğer konuya sıcak bakılsaydı, format ve zaman konusunda elbette birlikte kararlar alınabilecekti.
***
Yine Kaf Fed bildirisinde, “…platform kurucularının kimler olduğu, kullanılacak sloganlar, mitingden beklentiler vb konularda Yönetim Kurulumuzca değerlendirilmesine esas olacak şekilde yazılı bilgi verilmesi istenmiştir. Kurumsal yapı içinde değerlendirme yapmaya fırsat verecek bu yazı ne yazık ki bu güne kadar gerçekleşmemiş…”şeklinde yer alan ifade de gerçek dışıdır.
Bir kere bu saydıkları hususların hiçbirisi karar almalarına mani sebepler değildir.
Biz yolun en başında kapılarını çalıp herşeyi yalın bir şekilde kendilerine anlattık. Şayet herşeyi planlanmış olarak gitseydik “dayatıyorsunuz” denileceği ihtimalini göz ardı etmemiştik. Nitekim ne kadar temkinli davransak da bu sözü sarfetmelerine mani olamadık. Halbuki, “Prensip olarak biz bu eylemde yer alacağız” deselerdi, bütün planlama birlikte oluşturulabilirdi.
Ayrıca, diğer gerekçeler de mesnetsizdir.
İsimleri öne çıkarmama kararımıza rağmen, inisiyatifin kurucularının kimler olduğu Candemir’le yapılan görüşmede kendisine pekala bildirilmiştir.
Eyleme olumlu yaklaşmıs olsalardı pekala “ortak akılla” birliktelik oluşturulabilecekti.
Yani Kaf Fed -nedendir bilinmez- eyleme katılmamak için kendi kendine inandırıcı olmayan suni gerekçeler üretmiştir.
***
Ancak zamanın kısıtlılığı, Kaf Fed’in ne zaman cevap vereceğinin belli olmaması sebebiyle, kendileriyle görüşmemizden 4 gün sonra, yani ayın 17’sinde kurumlarımıza hitab eden ilk çağrımızı kaleme alıp yayınlamak durumunda kaldık. Bu metni ayrıca Kaf Fed’e de ilettik.
Böylece ellerinde bir yazılı metin de olmuş oldu.
Ama Kaf Fed’in hantal yapısından menfi veya müspet cevap bir türlü çıkmak bilmedi; ta ki ayın 24’üne kadar.
Ayın 24’ünde Kaf Fed Yönetim Kurulu Toplantısından yarım saat önce, İnisiyatif yürütme kurulu üyesi arkadaşımız Cihan Candemir’i aradı. Candemir arkadaşımızdan “şu gün, şu tarihte yapılacak eyleme katılımınızı…” babından bir davet yazısı istemiş ve kendisine bu yazıya istinaden değerlendirme yapacaklarını söylemiştir.
İstenen yazı Yönetim Kurulu Toplantısı başlamadan önce acilen kendilerine iletilmiş; iletilirken de sözlü olarak “kararınız olumlu olsun , önümüze düşün, hepimiz arkanızdan geleceğiz” denilerek kendilerine bir de “açık çek” verilmiştir.
Tüm bu bilgilendirmelerimiz yetmemiş olmalı ki Kaf Fed açıklamasında hala, “değerlendirme yapmaya fırsat verecek bu yazı ne yazık ki bu güne kadar gerçekleşmemiştir” denilebilmektedir.
Kaf Fed bu hantallığıyla bir STK dan ziyade bürokrasi batağına gömülmüş bir KİT görüntüsü vermektedir. Görüyoruz ki, bir seferde anlaşılabilecek bir konu, yüz yüze görüşülerek, iki defa yazılı metin verilerek, prosedür yazışması uygulanarak “Kaf Fed yönetimine” anlatılmaya muvaffak olunamamıştır.
***
Aslında Kaf Fed’in 13 Mart yürüyüşüne katılmayacaklarını duyurdukları açıklamasını okuduğumuzda, bütün görüşmelerin boşuna yapıldığını daha iyi anladık. Kaf Fed’in bildirisinde yer alan şu ifadeler oldukça manidardır: “Ayrıca kurulduğu günden beri KAFFED’i hedef almış kurumlarla KAFFED’i aynı kefeye koyan bakış açısı da KAFFED’i rahatsız eden bir yaklaşımdır. Bu tür yaklaşımları işbirliği talebi olarak değil, bir tür dayatma olarak değerlendirmek söz konusu olmaktadır.”
Kendini bu kadar kutsayan, kimseyle bir araya gelemeyeceğini bu kadar net ifade eden bir kurumdan, kitlesel eylemlerde önderlik yapmasını beklemenin ne kadar abes bir şey olduğu ortada değil mi?
***
Kaf Fed’in açıklamasının devamında, “(…)KAFFED’in yıllardır yaptığı çalışmaları ortada dururken, tüm bu çalışmaları yok sayarak, dil sorununun bir miting ile çözüleceği gibi bir görüntü vermek, KAFFED’in emeklerine haksızlıktır” deniliyor.
İşte bu tam bir saptırmadır. Bizim böyle bir ifademiz hiç olmadı. Hiçbir faydalı çalışmayı reddetmedik, aksine yapılan doğru işler için her kim olurlarsa olsunlar kendilerine candan teşekkür ediyoruz. Ancak bu çalışmaların sonuç odaklı olmadığını, demokratik açılım sürecine Çerkes halkının katılımını sağlamadığını, halihazırdaki yöntemlerinin sonuç vermediğini de açık bir şekilde görüyoruz.
Kaf Fed’in satır aralarına sıkıştırdığı, “Yapılması gereken ne varsa biz yaptık, kimsenin yeni bir konu başlığı açmasına gerek yok” anlayışını da şiddetle reddediyoruz.
***
Açıklamadaki bir diğer anlamsız ifade de şu: “Ancak, üzülerek ifade etmeliyiz ki mevcut kurumsal yapılar içinde yer almak, onlara güç vermek yerine, bağımsız yapılanmalar,platformlar oluşturmak kolaycılığına gidilmektedir.”
Peki bunun sebebi ne? Kaf Fed Yönetim Kurulu acaba bunu hiç düşündü mü?
Bunun sebebi kurumlarımızın tekelci tutumları değil mi?
Kurumlar yeni fikirlere açık olmazsa, tabandan gelen uygulanabilir talepleri kulak ardı ederse, “aynı kefeye koyulmak” korkusuyla başka kurumlarla bir araya gelmekten kaçarsa, insanların alternatif oluşumlara yönelmesinden daha doğal ne olabilir?
Ve ilave etmişler: “İnternet ortamında farklı söylemlerle ortaya çıkan bu kişi ve gruplar, herhangi bir eylem yapmaya kalktıklarında ise önce KAFFED tabanına müracaat etmektedir”.
“Pardon” deyip hemen sormamız gerekiyor, Çerkes halkı Kaf Fed’in elinde rehin midir?
Kaf Fed çerkes toplumununun iradesi üzerine böyle ipotek koyma hakkına sahip midir?
Kaldı ki İnisiyatif girişimcilerinin dörtte üçü Kaf Fed üyesi derneklerin üyesi ve eski yönetim kurulu üyeleridir.
Ayrıca şunu da sormamız lazım, Kaf Fed bahsettiği “tabana” ne kadar hakimdir?
Vefat edeli neredeyse 3 yıl olan rahmetli Sadık Ergören’in Kaf Fed web sitesinde hala Alanya Dernek Başkanı olarak gösteriliyor olması Kaf Fed’in tabanla ilişkisinin somut bir örneği değil midir?
Kaf Fed gerçekten üye derneklerinin tabanıyla içiçe olsaydı bugün bu eyleme karşı çıkıyor da olmazdı.
***
Hemşehrilerimiz!
Saygıdeğer Çerkesler!
Kendini halkın temsilcisi olarak ilan eden kurumlar görevlerini yapmadığında, halkın kendi iradesini ortaya koyması ve sorunlarının çözümüne yönelmesi en doğal hakkıdır ve bu kaçınılmazdır.
Hiçbir otorite bunu engelleyemez.
Hiçbir kurum Çerkes Halkının iradesine ipotek koyamaz.
Hiç kimse kendinde olmayan güçleri varmış gibi gösteremez.
Çerkes Halkı’nın var olma mücadelesi hiçbir kurum veya kuruluşun tekelinde değildir.
Halihazırda kazanılmış azınlık hakları üzerinden bile Çerkes Halkı’nın haklarını elde edemeyenlerin, bu hakları talep amaçlı çabaların önüne set çekmeye de hakları yoktur.
Çerkes Hakları İnisiyatifi kimsenin rolüne talip değildir.
Kurumlarımızın boş bıraktığı bir alanı doldurmak gayretiyle yola çıkmıştır.
Sahneyi işgal etmek derdinde de değildir, herkesi aynı sahneye, yani meydanlara çağırmaktadır.
Bu maksatla Çerkeslerin yoğun yaşadığı illerin çoğunda eylem organizasyon gruplarını harekete geçirmiş, 13 Mart günü Ankara’da parlak bir yürüyüş yapılması için çalışmalarını tüm hızıyla sürdürmektedir.
Sudan gerekçelerle araya mesafe koyan ve “meydanlara sırtını dönen” kurumlarımıza rağmen bu yürüyüşler başarıyla gerçekleştirilecektir.
Halkımızı 12 Mart’ta Ankara’da Abdi İpekçi Parkı’nda toplanmaya,
Varlığımızı görünür kılmak,
‘Haklı’ taleplerimizi Türkiye kamuoyuna deklare etmek ve
Haklarımızı elde etme mücadelesini başlatmak için tarihi sorumluluğunu yerine getirmeye davet ediyoruz.
Haydi 12 Mart’ta Ankara’da buluşalım
Haydi safları sıklaştıralım.
Haydi çerkes kimliğimize sahip çıkalım.
Yaşasın Dilimiz!
Yaşasın Kültürümüz!
Yaşasın Çerkes Kalma Mücadelemiz.
ÇERKES HAKLARI İNİSİYATİFİ
Post Views: 24
