Abhazya’ya Yönelik İzolasyona Karşı Tarihi Çağrı: “Siyasi Tecride Son Verilmeli, Temel İnsan Hakları İhlal Ediliyor”

Türkiye’deki Abhaz ve Çerkes diasporası ile parlamentodaki çok sayıda siyasi parti, Abhazya’ya onlarca yıldır uygulanan uluslararası izolasyon, seyahat kısıtlamaları ve ambargolara karşı eş zamanlı bir hak mücadelesi başlattı. Hem sivil toplum kuruluşlarının (STK) düzenlediği basın toplantılarında hem de Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) çatısı altında ilan edilen ortak deklarasyonlarda; Abhazya’ya uygulanan tecridin bir “cezalandırma yöntemine” dönüştüğü ve başta seyahat, eğitim, sağlık ile aile hayatının korunması olmak üzere evrensel insan haklarının ihlal edildiği vurgulandı.

Sivil toplum temsilcileri, hak savunucuları ve milletvekillerinin dile getirdiği ortak argümanlar, hukuki boyutlar ve hükümete yöneltilen somut talepler şu başlıklarda öne çıkıyor:

TBMM’de 10 Partiden Tarihi Deklarasyon: 206 Milletvekilinden Destek

“Abhazya İçin İzolasyona Son” İnisiyatifi’nin yürüttüğü çalışmalar kapsamında, TBMM çatısı altında farklı siyasi partilere mensup milletvekillerinin katılımıyla parlamenter düzeyde bir ilk gerçekleşti. DEM Parti, DEVA Partisi, Türkiye İşçi Partisi (TİP), Emek Partisi (EMEP), Saadet Partisi, Yeni Parti, Yeni Yol Partisi ve Gelecek Partisi temsilcilerinin yanı sıra toplamda meclis sandalyelerinin yaklaşık %34’ünü (206 milletvekili) temsil eden bir blok, Abhazya’ya yönelik tecride son verilmesi için ortak bildiriye imza attı.

Milletvekilleri adına ortak metni okuyan TİP İstanbul Milletvekili Ahmet Şık, Abhazya’nın Türkiye’nin Karadeniz’deki doğrudan deniz komşusu olduğunu belirterek, 1993’teki bağımsızlık mücadelesi sonrasında bölgenin 1996 BDT kararlarıyla ağır bir izolasyona mahkûm edildiğini hatırlattı.

Tarihsel ve Ailevi Bağlar: “Türkiye’de Abhazya’dakinden Daha Fazla Abhaz Yaşıyor”

İzmir’de DEM Parti il binasında açıklama yapan Yurtsever Devrimci Çerkes Hareketi adına Türkan Varol ve TBMM’deki milletvekilleri, sorunun tarihsel ve sosyolojik boyutuna dikkat çekti. 19. yüzyıldaki Kafkas Sürgünü ve soykırımı sonrasında Abhaz nüfusunun büyük bir bölümünün Osmanlı/Türkiye topraklarına göç etmek zorunda kaldığı ifade edildi.

Bugün Türkiye’deki Abhaz diasporasının yaklaşık yarım milyona ulaştığı, buna karşın Abhazya’da yalnızca 122 bin etnik Abhazın yaşadığı vurgulandı. Mevcut siyasi kısıtlamalar nedeniyle Türkiye’deki vatandaşlar ile Abhazya’daki akrabaları arasındaki temasın kesildiği, bu durumun parçalanmış aileler yarattığı belirtildi.

“Evrensel İnsan Hakları ve Uluslararası Hukuk Çiğneniyor”

Açıklamalarda, siyasi gerekçelerle uygulanan tecridin uluslararası antlaşmaları fiilen yok saydığı kaydedildi:

  • Özel ve Aile Hayatına Saygı (AİHS Madde 8): Akrabalık bağlarının korunmasının siyasi bir tercih değil, hukuki ve insani bir zorunluluk olduğu ifade edildi.

  • Seyahat Özgürlüğü (BM İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi Madde 13): Sivil halkın serbest dolaşım hakkının engellenmesinin ve pasaportların geçersiz sayılmasının hiçbir hukuki meşruiyetinin olmadığı vurgulandı.

  • Sağlık ve Yaşam Hakkı (BM Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi Madde 12): Tıbbi imkânların yetersiz kaldığı durumlarda hastaların Türkiye’deki gelişmiş sağlık altyapısına doğrudan ulaşamamasının yaşam hakkı ihlali olduğu dile getirildi.

  • Eğitim Hakkı (BM Çocuk Haklarına Dair Sözleşme): Abhaz gençlerinin Türkiye’deki üniversitelerde eğitim görmesinin önündeki engellerin kaldırılması gerektiği belirtildi.

Hükümete Yöneltilen İki Somut Talep ve Emsal Modeller

Meclis’teki ortak deklarasyon ve STK açıklamalarında mevcut hükümetten derhal adım atması istenerek şu iki temel talep sıralandı:

  1. Pasaportların Tanınması: Abhazya pasaportlarının Türkiye sınır kapılarında geçerli bir kimlik ve seyahat belgesi olarak kabul edilmesi.

  2. Doğrudan Ulaşım Hatlarının Açılması: Yaklaşık 30 yıldır kapalı olan Türkiye-Abhazya arasındaki doğrudan deniz (feribot) ve hava yolu ulaşımının yeniden başlatılması.

Bu taleplerin uluslararası hukuka aykırı olduğu yönündeki iddialara yanıt veren milletvekilleri; Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) ve Tayvan örneklerini gösterdi. Bu bölgelerde uygulanan pratik çözümlerle insani, ticari ve ulaşım ilişkilerinin yürütülebildiği, benzer bir modelin Abhazya için de uygulanabileceği ifade edildi.

Bölgesel Yansımalar ve Dış Politika Analizleri

Girişim, uluslararası basında ve bölgesel diplomaside de geniş yankı buldu. Gürcistan Dışişleri Bakanlığı, Türkiye’nin Gürcistan’ın toprak bütünlüğünü tanıyan dost bir ülke olduğunu hatırlatarak doğrudan yorum yapmaktan kaçınırken, Gürcü analistler ve eski yetkililer hamleyi Türkiye’nin İkinci Karabağ Savaşı sonrası Güney Kafkasya’da artan etkisinin ve bölgesel “sondaj” politikalarının bir parçası olarak değerlendirdi. Sohum (Abhazya) yönetimi ve diasporada öneriler büyük bir memnuniyetle karşılanırken, karar mercii olan Ankara’dan henüz resmi bir yanıt gelmedi.

DEM Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca da TBMM’de düzenlediği müstakil basın toplantısında Abhaz halkıyla enternasyonal dayanışma içinde olduklarını yineleyerek, uygulanan ambargonun kaldırılması için uluslararası kamuoyunu sorumluluk almaya çağırdı.

Post Views: 77

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir