“Gezi”den Neden Demokrasi Çıkmaz?

KUŞHA FARUK ÖZDEN

Geziden demokrasi çıkmaz derken, Gezi’deki talepler arasında “bireysel özgürlüklere” yönelik olanlar dışında demokratik bir talep görmedim; duymadım da.

Demokratik taleplerden kastım,

– Siyasi partiler kanunu

– Seçim kanunu

– Anayasa

– Anadilde eğitim, v.d.

“Atatürk’ün Askerleriyiz” deyip, 10. Yıl Marşı söyleyenlerin böyle talepleri olamazdı zaten. Bireysel özgürlükleri öne çıkartarak, toplumsal özgürlükleri yadsımak, bana biraz kafa karışıklığı gibi geliyor.

Yukarıda saydığım demokrasi ile ilgili talepler 3. boğaz köprüsünün isminden daha mı az önemli?

Ki, Yavuz Sultan Selim Mısırı fethettiğinde isyan etme riskleri yüksek diyerek binlerce Memluklu Çerkes’i katlettirmiştir. ”Gezi parkı” eylemcisi Çerkesler, 3. boğaz köprüsünün ismine karşı çıkarken başkalarına alet olacaklarına, kendileri de Yavuz’u “Memluklu Çerkesleri katleden” olarak nitelendirseler idi biraz daha gerçekçi olurlardı.

Hükümetin özel hayata müdahale maksadıyla kürtaj yasağı, içki yasağı, çocuk sayısını üç ve daha çok olarak yönlendirmesini müdahale olarak görenlere, çeşitli Avrupa ülkelerinin çocuk yapmayı özendiren uygulamalarına ne derler acaba?

Mesela, kürtajın yasak olduğu İrlanda ve Malta’da demokrasi yok mu?

Son yıllara kadar küçük çocuklar mahalle bakkalına içki ve sigara almaya gönderilirdi, acaba o yıllarda Türkiye daha mı özgürdü?

Gece saat 22.00’den sonra marketlerden, tekel bayilerinden içki satışı yasağı önce Kadıköy Belediyesince başlatıldı, kimin gıkı çıktı?  Çıkmadı. Çünkü Kadıköy Belediyesi CHP’li idi. Bu uygulama bütün Türkiye’ye yaygınlaştırılınca ise kıyamet koptu.

Geçenlerde gazetelerde okudum, Federal Almanya’da Köln Belediye Başkanı içki satışı ve sokaklarda içki içilmesinin kısıtlanması için eyalet meclisinden yasa çıkartılmasını istemiş. Şimdi Köln Belediye Başkanına da mı faşist mi diyeceğiz?

Gezi eylemcilerine kumanya dağıtan holding patronu mu daha ilerici ve antiemperyalist; yoksa AKP’ye oy veren Osmanbey’deki manav Hasan mı? Manav Hasan “Gezi” olayları nedeniyle dükkanını açamadı ve evine ekmek götüremedi.

Ben AKP savunuculuğu yapmıyorum. Öncelikli savunduğum ”Barış sürecidir”. Çünkü Türkiye’de demokrasinin anahtarı bence “Barış sürecidir”. Eğer ki “Barış süreci” sekteye uğrar da, Kürtler sokağa inerse, esas korkulan o zaman olur. Bütün korkum ondan ve “Gezi” eylemlerinin amaçlarından birisi de bu idi zaten.

***

AKP’nin vesayetçi sistemden kurtulmak için çaba sarf ettiğini biliyoruz. Ama hala toplantılarında Atatürk posterleri asmaktan kurtulamamıştır. Hatta bazıları bunu AKP’nin vesayetçileşmesi olarak nitelendiriyor. Ne zamanki Türkiye’de bütün meydanlardan ve okul bahçelerinden Atatürk büstleri ve heykelleri kalkarsa, işte o zaman Türkiye’ye demokrasinin geldiğini görürüz.

AKP vesayetçi sistemden kurtulamamış ancak geriletmiş ve TSK’yı kısmi olarak kontrol edebilir duruma gelmiştir.

Hatırlarsınız Newroz’da Diyarbakır’da “Neden Türk Bayrağı yoktu?” diye eleştirenlerden birisi de Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’dü. Halbuki ay yıldızlı bayrak Türk Bayrağı değil, Türkiye Cumhuriyeti Bayrağıdır. “Türk Bayrağı”, “Türk Devleti” gibi söylemler ulus-devlet ideolojisinin tezahürüdür. Bizler dahi zaman zaman bu deyimleri kullanırız. Tayyip Erdoğan’da bazen ulusalcı veya milliyetçi söylemlerle, bazen ulus-devlet ideolojisi etkisi ile bu tabirleri kullanmaktadır. Bilerek, milliyetçi seçmenin nabzını tutmak için kasıtlı olarak kullanır. Bazen de ulusalcı vesayetçi söylemlerin bilinç altına yansıması ile kullandığını görürüz. Benim için Sayın Erdoğan’ın, “Dini milliyetçiliğe de, etnik milliyetçiliğe de, bölgesel milliyetçiliğe karşıyız” söylemi belirleyici olmaktadır.

“Gezi” eylemcileri ulusalcılara alet olan marjinal guruplardır demek AKP’li olmak ise, AKP’den demokratik bir siyasi partiler yasası, demokratik bir anayasa veya anadilde eğitimi istemek hangi siyasi gurup veya siyasi partiye mensubiyetin işaretidir?

20 yy başlarında, sosyal demokratların iktidara seçimle gelebileceğini, sosyalizmin evrimle kurulabileceğini savunan Kautsky’nin Alman Sosyal Demokrat Partisi -bir ara kesintiye uğradı ise de- halen ayakta; ona hain ve dönek diyen Lenin’in ihtilalle kurduğu Sovyetler Birliği’nin yerinde ise yeller esmektedir.

Kendilerini Y Kuşağı olarak niteleyen “Gezi” eylemcileri bireysel özgürlük isterken, kendi taleplerinin toplumsal taleplerin önüne geçmesi gerektiği savında bulunmazlar her halde.

Post Views: 29

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir