• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi5
Bugün Toplam17
Toplam Ziyaret1321563
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar44.101644.2783
Euro50.883751.0876
Semerkew
Ali İhsan Aksamaz
aksamaz@gmail.com
Tarihe Not Düşmek Ciddî İnsanların İşidir!
30/07/2015

7 Haziran 2015 tarihinde yapılan 25. Dönem Milletvekili Seçimlerinin üzerinden yaklaşık iki ay geçti. Bu zaman zarfında sessizliğimi korudum. Seçim konusunda konuşmadım ve yazmadım. (Tek açıklamam yazar sayın Murat Özden’in bağımsız bir milletvekili adayı olarak benimle de yaptığı uzun bir söyleşide sorulanlara verdiğim cevaplardır. Onlar da henüz kamuya açıklanmış değil, yakında APRA Yayıncılık tarafından kitaplaştırılacak bildiğim kadarıyla.)      

Bütün basın ve yayın organları nasıl seçim öncesi milletvekilliği adaylığımı görmediyse, seçim sonrası da seçimlerde bana verilen oyların sırrını merak etmediler. 

İstanbul 2. Bölgeden Bağımsız Milletvekili Adayı idim. Bağımsız bir aday olmamdan dolayı seçim öncesi basının beni görmek istememesini, durdukları yer ve angajmanlarını dikkate alarak makul görebildiğimi belirtmeliyim. Gel gör ki, seçim sonrası da basının aynı tutumu devam etti. Bu tutumu anlamak pek mümkün değil. Seçim öncesi benimle bir görüşme yapan ve bu görüşmeyi iki bölüm halinde internet üzerinden yayınlayan Ajans Kafkas’ı “o basın”ın dışında tutuyorum. Yine seçime ilişkin yazdıklarımı ve tanıtımlarımı okuyucuları ile internet üzerinden paylaşan www.yusufbulut.com’u burada anmalıyım. 

Demek “basın”,  gazeteciliğin ne demek olduğunu bilmiyor! Aslında böyle olduğunu biliyordum da, bu vesileyle bir kez daha test etmiş oldum. Duruşu, yediği içtiği ve ilişkileri belli olan bir kültür adamının bağımsız milletvekili adayı olmasının hiçbir haber değeri yok! Eskiden olsa, gazete muhabiri, seni arar- bulur; seninle bir görüşme yapar; metni yazar ve gazetesinin editörüne sunardı. Editör de ya ufak tefek makaslama ve düzeltmeler yaparak metni yayınlar; ya da o haberi iptal ederdi. İkinci durumda da, sizinle söyleşiyi yapan muhabir utana- sıkıla bağlantı kurar, kendince durumu size anlatmaya çalışırdı. Artık utanma- sıkılma kalmadı! Muhabirler neyin haberini yapacakları konusunda bile önceden tembihliler anlaşılan! Bunun adı da basın olmuyor tabi.

Hürriyet, Cumhuriyet, Akşam, Posta, Star  vb. gazetelerin benim adaylığımı ve seçim sonrası aldığım oyları görmek ve değerlendirmek istememelerini anlayabiliyorum. Ancak sözde muhaliften, güçsüzden ve mazlumdan yana oldukları düşünülen gazetelere ne demeli ki?! Özgür Gündem, Evrensel, Bugün, Aydınlık, Sözcü, Yurt gibi gazeteler için de artık söyleyecek sözüm yok.
     Burada Jıneps Gazetesi’ne bir sitemde bulunmak isterim. Jıneps Gazetesi ile tanışıklığımız eskidir. Bu gazetenin arama motoruna adımı yazarsanız, ne demek istediğimi muhakkak göreceksiniz. Jıneps Gazetesi, hem seçim öncesi hem de seçim sonrası beni yok saydı. Halbuki gazete, haber vermek demektir. Kendi kimliği ve kendi imkânlarıyla aday olan bir kültür insanını yok saymak nasıl bir gazetecilik anlayışıdır?!

Jıneps Gazetesi’ne, bu işte dahli olan dostlara kırıldığımı buradan belirtmek isterim.

Ben, mesleğinde otuz yılını doldurmuş bir eğitimci ve bir kültür adamıyım. Politika nedir bilmem. Mebus olmak nedir hiç meylim olmadı. Kimlik mücadelesi veren arkadaşlarım Kuşba Erol ve Kutalia Erol ile birlikte bir siyasî partinin kuruluşunda bulundum. 15 Ağustos 2014 tarihinde Ankara’da kanunî başvurumuzu yaptık ve Türkiye’nin legal siyasî partilerinden bir tanesi olduk.

ÇDP’den söz ediyorum...

ÇDP’nin 38 kurucu üyesinden bir tanesiyim. Daha parti kanunî işlemlerini tamamlamadan önce  demokratikcerkeshareketi.org’ da “ÇDP Kimler Adına Kuruldu!?” başlıklı talihsiz bir makale yayımlandı. Makale, ÇDP’yi açıkça kendince düşman ilân etmekte ve yine kendince hedef göstermekteydi. Bu makaleyi kimin yazdığı belli değil. Sessiz kalmamın uygun olacağı kararını verdim.

Ardından gelen süreçte İstanbul 2. Bölgeden Bağımsız Milletvekili adayı oldum.

Nihayetinde 7 Haziran 2015’te seçimler oldu. Sonuçlar resmî olarak da açıklandı. Ben, bu seçimde daha ziyade AKP’ye oy veren bir seçmen kitlesinden oy aldım. AKP, İstanbul 2. Bölge'de 3 bin 203 eksik oyla bir milletvekilliğini kazanamadı.  Benim bu bölgeden aldığım oy ise, 6510. Benzer durum diğer iki bağımsız aday için de söz konusu Kayseri ve Samsun’da. O talihsiz makaleyi yazan ve bizleri AKP’li olmakla suçlayan şahsı bu sonuçlar ışığında özeleştiri davet ediyorum.

Ayrıca; ABD’den maddî yardım da görmedim. Seçim harcamalarımı hangi parayla yaptığımı banka hesabımdan kontrol etmek de mümkün. 10.000 adet el ilânı bastırdım. Kendi imkânlarımla da dağıttım.

Bizler, kendi ad ve soyadlarımızla açıkça, kendi kimliklerimizle, kendi programımız, kendi sloganlarımızla ve kendi maddî ve manevî imkânlarımızla er meydanına çıktık. Bu bir cürettir. Ekteki linklerdeki klipler, samimiyetimizi; duruşumuzu ve bu konuya bakışımızı hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak şekilde anlatıyor.  (30 Temmuz 2015) 

 

https://www.youtube.com/watch?v=oNuV3ZoRLKU

https://www.youtube.com/watch?v=YfGeiQ4KD0g

https://www.youtube.com/watch?v=KTtBlEKSeds

https://www.youtube.com/watch?v=5CKi_zqzhXo

https://www.youtube.com/watch?v=WFJ4FkgUqvA

https://www.youtube.com/watch?v=1mh5BWHxx6o

https://www.youtube.com/watch?v=ykDBLh6wjF0



2803 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

[Lazca-Türkçe Masallar-19]: “Padişahın oğlu” - 19/03/2026
Eski zamanlarda padişahlar, çocuklarını kendileri büyütmüyor, başkalarına büyüttürüyormuş. Bir gün bir padişahın çocuğu doğmuş. Büyütmesi için çocuğu bir kadına vermiş. O kadın, o çocuğu on, on iki yaşına kadar büyütmüş.
[Lazca- Türkçe Masallar-18]: “Üç erkek kardeş” - 09/03/2026
Bir zamanlar bir köyde üç erkek kardeş yaşıyormuş. O kadar fakirlermiş ki temel ihtiyaçlarını bile karşılayamıyorlarmış. Bir gün bu kardeşler şöyle demiş: --En iyisi biz para kazanmak için gurbete gidelim! Köylerinden ayrılmışlar.
[Lazca-Türkçe Masallar-17]: “Kedi ile çakal” - 02/03/2026
Bir zamanlar bir kedi ile bir çakal arkadaş olmuş. Çakal şöyle demiş: -Sen hep evde kal! Ben aşırıp aşırıp eve tavuk getiririm. Sen de bir güzel pişirirsin! Sonra oturup afiyetle beraber yeriz!
[Lazca-Türkçe Masallar-16]: “Çoban” - 21/02/2026
Ağanın birkaç da çobanı varmış. Bir gün çobanlarından biri ağanın evine gelmiş. Ağa da keçi sürülerinden birini bu çobana teslim etmiş. Çoban, keçi sürüsünü önüne katıp otlamaya götürmüş.
[Lazca- Türkçe Masallar-15]: “Padişah ile karısı” - 15/02/2026
Bir zamanlar bir memlekette bir padişah varmış. Bu padişah, bir gece rüya görmüş. Rüyasında davudî bir ses sormuş: --Zenginliği şu an mı istiyorsun, yoksa sonra mı?
[Lazca- Türkçe Masallar-14]: “Üç erkek kardeş ile bir kız kardeş” - 08/02/2026
Bir zamanlar bir köyde bir adam yaşıyormuş. Bu adamın üç erkek bir de kız çocuğu varmış. Çocukları büyümüş ama o da ihtiyarlayıp yataklara düşmüş. Ölüm erkenden kapısını çalmış. Adam ölürken çocuklarını çağırıp onlara şöyle demiş: Ben artık ölüyorum.
[Lazca- Türkçe Masallar-13]: “Kolkh Medea’” - 02/02/2026
Argonotlar, Kolkhlardan Altın Post’u çalmışlar. Sonra da dere kenarındaki gemiye binmişler. Dereyi aşıp Karadeniz’e ulaşacaklarmış. Böylece denize doğru yolculuklarına başlamışlar.
[Lazca- Türkçe Masallar-12] “Kral ile Çoban” - 27/01/2026
Bir zamanlar bir ülkede bir kral varmış. Bir gün büyük bir toplantı yapıp milletine şöyle demiş: --Ben konuşarak değil, el işaretleriyle bir şeyler anlatacağım. Kim el işaretiyle anlatacaklarımı anlayıp bana doğru cevap vereni vezirim yapacağım.
[Lazca- Türkçe Masallar-11]: “Haram yemeyen adam” - 18/01/2026
Bir zamanlar bir köyde bir adam yaşıyormuş. Bu adam hiç haram bir şey yemiyormuş. Haram yemeyen bu adamın oğlu bir gün akıp giden derede bir elmayı görüp almış. Sonra da o elmayı götürüp babasına göstermiş.
 Devamı
adigebze I-II
Nükte!

KISSADAN HİSSE

-Moğollar Buhara’yı kuşattıklarında, uzun süre şehri teslim alamadılar. Cengiz Han Buhara halkına bir haber gönderdi: Silahlarını bırakıp bize teslim olanlar güven içinde olacaklar, ama bize direnenlere asla eman vermeyeceğiz.

-Müslümanlar İki gurup oldu: Bir gurup; asla teslim olmayalım, ölürsek şehit, kalırsak Gazi olur, Şeref’imizle yaşarız dediler. Öbür gurup ise; kan dökülmesine sebep olmayalım, sulh iyidir, hem silah, hem de sayı olarak onlardan azız, gücümüz onlara yetmez, dediler ve teslim oldular.

-Cengiz Han, silah bırakanlara; teslim olmayanlara karşı bize yardımcı olun, galib geldiğimizde şehrin yönetimini size bırakalım dedi. Böylece İki müslüman gurup savaşmaya başladılar. Moğollar’ın da yardımı ile, teslim olanlar galib geldi. Savaştan sonra Cengiz Han teslim olanların silahlarının alınmasını ve kafalarının kesilmesini emretti. Sonra meşhur sözünü söyledi: “Eğer güvenilir olsalardı, bizim için kardeşleri ile savaşmazlardı. Kardeşlerine bunu yapanlar, yarın da bize yapar.”

 

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi